İsmail Saymaz New York’ta

İsmail Saymaz New York'ta

Hürriyet Gazetesinde haberleriyle dikkat çeken Gazeteci Yazar İsmail Saymaz, Amerika Birleşik Devletleri'nin New York eyaletinde bir konferansa katıldı. Turkish Policy Center Başkanı Cem Yolbulan'ın davetlisi olarak New York Üniversitesinde katıldığı konferans yaklaşık 2 saat sürdü.

21 Mayıs 2018 - 23:56

Kimsesizlerin Cumhuriyeti adlı söyleşi öncesi konuşan Cem Yolbulan "Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir sözü Atatürk'e aittir. Türkiye'nin siyasi gündemini sizlerle birlikte değerlendirecek." dedi.

Konuşmasına 19 Mayıs'ın gerçek içeriğinin anlatılmadığını ifade ederek başlayan İsmail Saymaz "19 Mayıs, 29 Ekim ve 23 Nisan kutlamalarında belli çocukları zorla stadyumlarda tutulduğu ve onun gerçek içeriğinin anlatılmasından çok, bunun bir müsamere olarak hatırlandığı günleri gördük. Yakın zamanda ise durum biraz değişti. Bunlardan bazıları unutuldu. Bunlardan bazılarını anmak mesele oldu. Ben hep şuna inandım. Eğer Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerleri olarak kabul edilen Demokrasi ve Laiklik siviller tarafından yükseltilmeyecek ise,  kamu görevliler tarafından hep yükseltilecek ve korunacaksa zaten anmaya versin. Zaten yad edilmesin, zaten hatırlanmasın. Asıl olan 29 Ekim'in askerlerin askerlik görevinden ötürü hatırlamaları değil, işçilerin köylülerin, öğretmenlerin, kamu görevlilerinin Cumhuriyet içersinde doğum büyümelerinden kıvanç duymalarından ötürü anmalarıdır. O nedenle alternatif bir Atatürkçülük, alternatif bir Kemalizm, alternatif bir Cumhuriyet okumasına ihtiyaç vardır diye düşünüyorum." şeklinde konuştu.

Bir süredir Türkiye'nin geriye doğru Cumhuriyete doğru tarihi yazılmak istendiğine dikkat çeken Gazeteci Saymaz "Bizim kafamıza vura vura şu ezberletilmeye çalışılıyor. Aslında Cumhuriyet toplumun mücadelesinin sonucunda ve toplumun kişiselleştirildiği bir değer olmaktan çok, bir grup topluma düşman, topluma yabancı, toplumun değerleriyle kavgalı insanların dayattığı bir meseledir. Bu bize kavratılmaya bu bize ezberletilmeye çalışılıyor. Bu ölçüde de taban buldu. Taban bulmasaydı, 15 Temmuz olur muydu? Olmazdı." diyerek sözlerini sürdürdü.

ÖZELLEŞTİRMENİN ÖNÜ AÇILSIN DİYE SENDİKALAR KAPATILIYOR

Türkiye'de 1980'li yıllarda ilk özelleştirmelerin konuşulduğunu belirten Saymaz "Milli Cephe hükümeti özelleştirme konusunda ilk adımı 24 Ocak kararlarıyla attı. 1984'te KİT'lerden kesilen paralarla TOKİ kuruldu. İlk Özelleştirme 1985'te yapıldı. Bugüne kadar 300'e yakın Kamu İktisadı Teşekkülü, yani şirket, fabrika, mağaza hisse senedi olarak satıldı. Buna en son şeker fabrikaları ekleniyor. Bugün Cumhurbaşkanımızın Rizeli olmasından dolayı Çaykur satılmadı ama bu özelleştirmeleri Çaykur, Milli Piyango, Ziraat Bankası, Halk Bankası gibi bankalarımız takip edecektir. Özelleştirmeyi hızlandırmak için Türkiye'de ki örgütlü dinamiklerin parçalanması gerekiyor. Yani sendikasızlaştırma. Türkiye böyle bir örgütlenme kırılarak Özelleştirmeye adapte edilebilir." dedi.

Türkiye'de 12 Eylül 1980'e kadar 12 milyon sendikalı olduğunu vurgulayan İsmail Saymaz, "Kenan Evren tüm sendikaları kapattı. Bunun içinde İslamcıların kurduğu HAK-İŞ'te var. Sadece TÜRK-İŞ açık kalmıştır. Türk İş Başkanı da Çalışma Bakanı yapılmıştır. Örgütlenmenin kırılmasıyla Türkiye bu adaptasyon sürecine sokulmuştur.  12 Eylül'de sendikalı sayısı 3 buçuk, 4 milyon civarında. Adalet Kalkınma Partisi işbasına geldiği dönemde, Çalışma Bakanlığı verilerine göre, kayıtlı işçi sayısı 5 buçuk milyon civarında, sendikalı işçi sayısı 2 buçuk milyon civarındadır, Şimdi Türkiye'de kayıtlı işçi sayısı 13 milyon civarındadır, kayıtlı işçi sayısı 1.3 milyon civarındadır. Yüzde 10'a düştü. Bu sendikalar arasında özgürce sendika faaliyeti yürütebilen, masada oturup çatır çatır hakkını arayabilen, Toplu sözleşme hakkına sahip sendikalı sayısı 400 bin civarındadır. Sendikalılık kırılmıştır. Bu kırıldığı için Türkiye hızla özelleştiriliyor. Sendikasız işçi, parçalanmaya ve güvencesizliğe mahkum edilmiştir. Güvencesizlik demek, işçinin taşeron fason ve sigortasızlığa mahkum edilmesidir. 1990'larda Türkiye'de 100 bin taşeron işçi vardı. Adalet ve Kalkınma Partisi başa geldiğinde 150 bindi. En son 1.6 milyon oldu. 800 bini devlette. İşçinin canından sorumlu olan patron oldu. İş sağlığı ve işsağlığı güvenliğinde kısması gereken kalemleri patron yapıyor. Bu düzende insan canı ucuzdur. İnsan canı savrulmaktadır. 1980lerde kalkınmanın dinamiği inşaatlardaydı. Şimdi de öyle. Türkiye işçi kazalarında ve kayıplarında Avrupa birincisi. Türkiye'de en çok işçi kazası inşaatlarda oluyor. Hemen hemen her inşaatta bir işçinin cesedi vardır. Türkiye'de iki kişiden biri hizmet sektöründe. İmalat sektörü artmadı. Ama garsonluk gibi sektörlerde çalışan insan sayısı arttı." diye konuştu.

İşte Saymaz'ın o konuşması...



YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Jim Carrey'den Yemen tepkisi
Jim Carrey'den Yemen tepkisi
S&P ve Moody’s'den Türkiye Operasyonu
S&P ve Moody’s'den Türkiye Operasyonu