Bir dolandırıcının trajikomik anıları

Bir dolandırıcının trajikomik anıları

Emrah Kabba, Twitter’daki adıyla “yokmaalesef” ilk kitabı “Neyse”yi çıkardı. Kabba’yı Twitter’dan bilenler tarzına aşina; trajikomik olayları mizahıyla harmanlayıp yazıyor. Kimisi onu okurken gülmekten yere düştüğünü söylüyor, kimisi ise efkarlanıp bir sigara yaktığını…

23 Şubat 2018 - 14:24 - Güncelleme: 23 Şubat 2018 - 14:29

Emrah Kabba, Twitter’daki adıyla “yokmaalesef” ilk kitabı “Neyse”yi çıkardı. Kabba’yı Twitter’dan bilenler tarzına aşina; trajikomik olayları mizahıyla harmanlayıp yazıyor. Kimisi onu okurken gülmekten yere düştüğünü söylüyor, kimisi ise efkarlanıp bir sigara yaktığını…

Neyse, Emrah Kabba’nın ilk kitabı. Ama onu uzun zamandır takip edenler için siması yeni değil, yeni olan kitabı. Emrah Kabba yazarken de, anlatırken de çok samimi. Bunun için yazdıklarının ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu kestirmek çok zor.

Kabba, Neyse’de kitabın ana kahramanı Nuri’nin başına gelenleri anlatıyor. Ve okuyanlar her hikâyenin sonunda mutlaka gülümsüyor. Peki Emrah Kabba kimdir, Nuri kimdir, bu anlatılanlar Emrah’ın hikayesi midir? İşte yanıtları…  

 Emrah Kabba kimdir, necidir, ne yapar? Önce biraz seni tanısak…

Bunun ne kadarından bahsetmeliyim, ne kadarını kendime saklayayım diye kitap yazma işi kesinleştiğinden beri düşünüyorum. Bu da o yüzden cevabımın bir parçası olsun çünkü Emrah Kabba'nın kafası biraz karışık ve o karışıklık da uzunca bir süre devam edecek. Yazarım ben. Kitap yazmadan evvel de hayatımı yazarak kazanıyordum ama bundan bahsetmeyi pek sevmediğim için çok çok az insan bilir. Son 3-4 senedir de dijital iletişimin farklı farklı alanlarında çalıştım, totalde "necidir" sorusuna böyle cevap vereyim.

Uzun zamandır hayatımı yazarak kazanıyorum dedin. Ama şimdi bir kitabın var. Bir kitap yazma fikri nasıl ortaya çıktı? 

Biraz eli kalem tutan herkesin aklının bir kenarında oluyor o fikir her zaman ama bunu ete kemiğe büründürme işi bana kalsa çok uzun zaman gerçekleşmezdi. Ben mecra olarak Twitter'i kullanmaya başlayınca hikayelerim dikkat çekti, bir sürü de teklif geldi kitap için. Ama pek oralı olmadım açıkçası uzun bir zaman. Vaktim de yoktu böyle bir şeye, motive olmakta da sıkıntı çekiyordum. Bir tek şu anki yayınevim İndie neredeyse 7-8 ay sürekli bu işi yapmak istediğini söyledi, iş diye konuşmaya başladık ahbap olduk. En sonunda artık çok yoğun bir ısrarın arkasından “peki” dedim.

Twitter dedin. Sen aynı zamanda bir Twitter fenomenisin. Ve gerçekten orada yazdığın anıların çok dikkat çekiyor. Kitapta da sanki bu anıların geniş anlatımları var. Gerçekten tüm bunları yaşadın mı? Yani kitabın ana karakteri “Nuri” sen misin?

Bu soruyu her duyduğumda kenara bir lira atsam ciddi bir servet yapmıştım diye tahmin ediyorum. Bunu hiç kimseye söylemedim galiba hiçbir zaman da söylemeyeceğim, bu merak edilme durumu beni aşırı keyiflendiriyor. Bir de kimi insan bunları yaşamış olmamı çok istiyor ve yaşamadım dediğimde ihanete uğramış hissediyor. Kimisiyse kurgu olduğunu düşünmekten keyif alıyor, o yüzden kimsenin hevesini kırmayıp bu sorunun cevabını kendime saklamak istiyorum ben.

Aslında Neyse bir mizah kitabı. Fakat anlattığın konular bir taraftan çok trajik. Senin mizahını besleyen hayatın içindeki trajediler mi?

Neyin komik olduğuna neyin trajik olduğunu aslında meseleye ne tarafından baktığın belirliyor bence. Ben bazen komik tarafından bakıyorum, bazen trajik, insanlar da benimle gülüyor, benimle üzülüyor. Totalde yazdığım her şey iyisiyle kötüsüyle hayat

Ben her hikâyenin sonunda gülümsedim, galiba bu olaylar gerçek olsun isteyen taraftayım. Kitapta anlatılan karakterler de gerçek olsun istedim. Bu samimiyeti nasıl oluşturdun?

Bizim tabiatımızla alakalı sanırım bu, her kültür için böyle mi bilmiyorum da biz anlatan insanı seviyoruz. Herkes anlatmayı da seviyor hatta ama biri iyi anlatıyorsa bayılıyoruz dinlemeye. O samimiyet midir artık adı başka bir şey midir bilmiyorum ama sanırım benim üslubumdan kaynaklanıyor. Aldığım en net dönüş çünkü hep şu şekilde oldu. Okumuyorum da sanki masada oturuyoruz, sen anlatıyorsun biz gülüyoruz gibi. Ben anlatır gibi yazıyorum, o da bir parça "Atma Ziya" payı bırakarak insanların inanmak istemesine sebep oluyor diye düşünüyorum.

“Atma Ziya” derken de at istiyorlar gibi…

Tabi tabi. O işin güzel tarafı odur, yalan olduğunu %100 bilerek bile dinlesen o yalanı duymak istiyorsun bu ama gündelik hayatta da hep yaşadığımız bir vaziyet.


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Transgender woman, 29, shot dead; motive unknown
Transgender woman, 29, shot dead; motive unknown
AKP'li Vekil Yurtdışındaki Türkleri Böyle Savundu
AKP'li Vekil Yurtdışındaki Türkleri Böyle Savundu