• Reklam
FLAŞ HABER

Chicago'da Turkish Guide: Sema Bayrakdar

Amerika Birleşik Devletleri'nin Illinois eyaletine bağlı Chicago kentinde yaşayan Sema Bayrakdar, sosyal medyada yaptıklarıyla tam bir Chicago Rehberi.

Reklam
Reklam
Chicago'da Turkish Guide: Sema Bayrakdar
22 Şubat 2020 - 14:48 - Güncelleme: 15 Ağustos 2020 - 19:40
Reklam

Esra Öziskender'in Haberi

- Egitim Fakültesi lisans ve İletişim Fakültesi Yükses Lisans mezunu.

-Turizm şirketinde yönetici, Sağlık Bakanlığı ve PG şirketinin proje eğitmeni idi.

-Türk Kadınlar Birliği Gençlik Komisyonu başkanı, E.Kalkınma Vakfı gençlik komisyonu yönetim kadrosunda idi.

-Diksiyon dersleri aldı, CD çıkarttı, TRT'de 6 ay stajyer olarak bulundu. Üniversite Radyosunda haber spikeri idi, protokol sunucusu olarak görevler aldı.

-Butik pasta ve kurabiye yapıp satıyor, @obenki diğer instagram hesabı.

-Eczane Teknisyeni

- Dereceli (3.)  kayak sporcusu

-Self Defense savunma kursunu bitirdi.

-IT kursu öğrencisi

-Onlarca kurumda gönüllü işlerde çalıştı ( Sabun atolyesi, evsizler, hasta yakınları pansiyonu, Türk kültür faaliyetleri, yardım dernekleri, yemek kursu faaliyetleri gibi)

-Evli, 2 oğlu var.

Eveeet bu kadar çok özelliğinin yanında bir de Instagram’da yeni gelenlere veya gelmek isteyenlere Amerikayı Keşif adı altında Amerika’yı tanıtıyor. 

EÖ: Sema’cım Amerika’ya geliş hikayeni bize kısaca anlatır mısın?

SB: İngiltere'ye master için gitme hayali kurduğum sıralar, aklımda yokken evlenip 2006'da Amerika'ya geldim.

EÖ: Hoşgeldin :) Amerika’ya gelmeden önce Amerika ile ilgili düşüncelerin nelerdi?

SB: Düşündüklerim arasında dil öğrenmek, gezmek ve alış veriş yapmak vardı Amerika için bir ilgim veya hayalim yoktu, evlendikten sonra da giderim 2-3 yıl sonra dönerim, idealim olan radyo spikerliği için TRT'de çalışır emekli olurum diye planlıyordum. İçimde ukde olarak yer aldı bu hayalimin gerçekleşmemesi.

EÖ: Amerika’ya geldikten sonraki düşüncelerinle önceki düşüncelerin arasında nasıl bir fark var?

SB: Ülkeye ilk ayak bastığımda burnuma gelen kötü bir koku, evime ilk ayak bastıktan sonra hasta yattığım 3 gün benim için unutulmazdır. İlk intiba hiç iyi değildi, henüz kültür şoku yaşamamışken atmosfer şoku yaşamam ilk aylarımı zor geçirmeme sebep oldu. İlk defa yürüyüşe çıktığımız gün sitede onlarca Hintli görmek, oturduğumuz apartmanın baharat kokması, burası Amerika değil dedirtmişti bana. Kısa bir süre sonra Hint mutfağı hayranı olduğumu da söylemeliyim, şu an çoğunlukla dışarda yiyeceksek Hint mutfağını tercih ediyoruz diyebilirim, aradığım Türk lezzetlerini çoğunlukla bulamadığım için. 

Geldikten sonra beni meşgul eden en önemli iş ders çalışmak ve master'ımı bitirmek oldu, 1 yıl uzatarak da olsa bitirdim.Bir yandan da kısa gezilerle ülkeyi tanımak, komşu ve arkadaşlar edinerek dil öğrenme sürecimi geliştirmeye çalışmak beni meşgul ediyordu. Yine kısa bir süre sonra doktor bir ailenin çocuklarıyla ilgilenmek ve sonra onlara yemek pişirmek gibi bir iş de edindim. Bu da benim çalışma iznim yok ama harçlığımı kazanmalıyım düşüncem için güzel bir başlangıç oldu. 2007-2017 yılları arasında  ara ara bir çok aileye yemek yapıp sattım, hem eve gidip 'personel chef' olarak çalıştım hem de dağıtım yaparak para kazandım. Sertab Erener, Demir Demirkan Şikago'da yaşadıklarında onlara da haftada 2 gün 5'er çeşit yemek yapıp götürdüm. 2013-2014 yıllarında. Tüm bunlar bana şu özeti yaptırabilir; Amerika'ya geldikten sonra çok çalıştım. Bunu farklı farklı şeyler deneyerek yapacağımı hele de çoğu işte gönüllü çalışacağımı hiç düşünmemiştim.

EÖ: Hint mutfağını ben de çok severim. Queens, NY’da müdavimi olduğum bir Hint lokantası vardı. Bazı günler iş çıkışı soluğu orda alırdım. Artık lokantanın sahibi ve karısıyla ahbap olmuştuk. Biliyor musun bu arada benim de Amerika’da ilk geldiğim şehir San Francisco ve orda da çok Hintli var. Benim de ilk ilgimi çeken o olmuştu. Amerika’ya mı geldim, Hindistan’a mı anlayamıyorum demiştim.

Gelmeden önce sana Amerika’yı anlatan birileri veya bazı kaynaklar olmuş muydu?

SB: Babamın ''Clay " lakabı vardı, ismi yerine 'kley' diye çağırılırdı, etrafında korkuyla karışık sevilirdi. Muhammed Ali'yi severdi ve kendisi de Amerika yapımı kovboy filmlerini beğenirdi, çok izlerdi, gitmediğim Amerika kaldı gibi diye dillendirirdi bazen, benim de aklımda kalan Teksas, New York gibi eyaletler, Boston şehrinin evleri ve meşhur 'van' arabalardı ama çok uzak olduğu için araştırmamış, ilgi de duymamıştım.

EÖ: Ben de küçükken kızılderili oyunlarını çok severdim. Ben Amerika’ya taşınınca rahmetli babam “sonunda kabilene kavuştun” demişti :) 

Çocuklarının ikisi de burda doğmuş. Allah bağışlasın. Hiç onların tamamen Amerikalılaşacağı gibi bir korku yaşadın mı içinde?

SB: Teşekkür ederim, amin. Çocuklarım tip olarak yerli, hatta dadaş'lar bana göre,  Amerikalılar'a benzerler mi diye aklımdan geçirirken Anadolu kanı ağır bastı sanırım. Türk kimliklerini kaybetmeyeceklerinden eminim ama Amerikalı olmaları da bizi rahatsız etmez çünkü her iki kültürü sentezleyip kaliteli insan olmak için vizyonları geniş, zengin bir birikimle yetişeceklerine inanıyorum. Buna ben ve eşim katkı sağlamak için çalışıyoruz. Her millette değişik, saygın, çok güzel uygulamalar gördük burada, ahlaklı yaşamak için de şu veya bu millet, şu veya bu din mensubu olmak gibi bir ayırıma girmek çok yanlış olur, hele ki yüzlerce ülkenin, inanışın içinde yaşadığımız Amerika'da. Erdemli insan yetiştirmek ilk hedefimiz. Kimlik bir zenginlik katabilir ama önemli olan 'insan' olmanın hakkını verebilmektir.



 

  • Reklam

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Reklam

https://www.alexa.com/siteinfo/abdpost.com