• Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Musaf Kızılkaya

Musaf Kızılkaya

Musaf Kızılkaya

ABD-İran Iliskileri ve Güney Azerbaycan (İran) Türkleri

26 Şubat 2020 - 23:41
Reklam

ABD-İran Iliskileri ve Güney Azerbaycan (İran) Türkleri

Musaf Kızılkaya / 2006



1900’lü yıllarda alevlenmeye başlayan Güney Azerbaycan Milli Harekatı neticesini Şeyh Muhammed Hıyabani’nin 1920 senesinde kurduğu ‘’Azadistan Cumhuriyeti’’ ile vermiştir.5 aylık kısa bir sürede olsa da ‘’Azadistan Cumhuriyeti’’ İranda kurulan ilk Milli Türk Devleti olma özelliğine sahip olmuştur. 
a)Güney Azerbaycan Bağımsızlık Hareketinin tarihi gelişimi 

1900’lü yıllarda alevlenmeye başlayan Güney Azerbaycan Milli Harekatı neticesini Şeyh Muhammed Hıyabani’nin 1920 senesinde kurduğu ‘’Azadistan Cumhuriyeti’’ ile vermiştir.5 aylık kısa bir sürede olsa da ‘’Azadistan Cumhuriyeti’’ İranda kurulan ilk Milli Türk Devleti olma özelliğine sahip olmuştur. 

Hıyabani’nin başlattığı bağımsızlık mücadelesi 1945 de Şeyh Cafer Pişevari’nin Güney Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetini kurmasıyla devam etmiştir.Bu devlet bir sene yaşamasına rağmen kısa zamanda önemli işler başarmış ve İranda kurulan ikinci Milli Türk Devleti olma özelliğine sahip olmuştur. 

1979 yılına kadar saman alevi seklinde gelişen ve fırsat bulundukça İran yönetimi tarafından bastırılan Güney Azerbaycan Hareketi 1979 yılından sonra yeni bir imaja büründü ve 1980’de İran-Irak Savaşı’nın başlaması İran milliyetçiliğini körükledi. İran-Irak Savaşı (1980-88) boyunca Azerbaycan Türkleri çok aktif şekilde savaşa katıldılar. Savaş döneminde İran Devleti, İranlılık ve İslam söylemi çerçevesinde Azerbaycanlıların enerjisini İranlılık doğrultusunda seferber etmeyi başarmıştı.(1) Güney Azerbaycan’ın Milli Hareketinde bel kemiği niteliği taşıyan en önemli olay ise Dağlık Karabağ’ın Ermeniler tarafından işgal edilmesiydi.Güney Azerbaycanda Vatan, Türklük, Güneyi ile Kuzeyi birleşmiş Azerbaycan, Fars yönetimine isyan Güney Azerbaycan’ın genelinde yazarlar tarafından ele alınan konular oldu ve böylelikle halkta müthiş bir uyanış başladı. 

Gelişerek devam eden Güney Azerbaycan Milli Hareketi Meclis seçimlerinde de belirleyici rol aldı.1995 meclis seçimlerinde Mahmut Ali Çöhregani milletvekilliği kazanmasına rağmen Meclise giremedi.Bu durum Güney Azerbaycan Türklerinin devletten daha fazla uzaklaşmasına neden oldu. 1997 de Hatemi’nin Cumhurbaşkanı olmasıyla reform yoluna giden İran farklı siyasal akımlara zemin sağlayan bu reformculuk hareketiyle yönetime cephe alan Güney Azerbaycan Türlerini İran yönetimine biraz daha yakınlaştırdı. 

İran’daki Azerbaycan Türklerinin Reformculara duyduğu umutsuzluk kendisini 2001’de gerçekleşen Hatemi’nin İkinci Cumhurbaşkanlık seçimlerinde Güney Azerbaycan bölgesinin İran’da seçime katılımın en düşük olduğu bölge olmasıyla açıkça ortaya koymuştur. 2001’de Reformculardan, dolayısı ile İran devletinden kopma sürecine girilmiştir. Hatemi’nin ve Reformcuların ikinci dönemde başarısızlıklarının açıkça ortaya çıkması bu kopuş sürecini hızlandırmış ve derinleştirmiştir. Söz konusu durum Güney Azerbaycan Milli Hareketi’nde İran devleti açısından radikal ve tehlikeli olabilecek söylemleri etkin kılmıştır. Reformcuların başarısızlığı ile beraber Güney Azerbaycan’da güçlü olan İran merkezli Demokratik Hareket ve Fars merkezli Demokrasi Hareketleri başarısız olmuştur. Bu siyasî olguların yerini Azerbaycan-Türk merkezli hareketler almaya başlamıştır.(2) 



b) 21. yy Başlarında Güney Azerbaycan Bağımsızlık Harekatı 

Güney Azerbaycan Bağımsızlık Harekatının başını çeken GAMOH (Güney Azerbaycan Milli Oyanış Hareketi) 1995 yılında Türklük İdealizmi çerçevesinde Mahmut Ali Çöhregani’nin başkanlığında kurulmuştur. 2002 yılından sonra yurt dışına taşmış bu harekat çeşitli ülkelerde büro açmış ve uluslararası bir boyut almıştır. Şu anda GAMOH’un harici ülkelerde, Azerbaycan’da, Türkiye’de, Avrupa’da ABD ‘de 24 temsilciliği-Bürosu- faaliyet gösteriyor. GAMOH, Birleşmiş Milletlerin çeşitli komisyonlarının, bir çok uluslararası kurumların, Avrupa Birliğinin, Avrupa Parlamentosunun, ve demokratik devletlerin tanıdığı uluslararası teşkilatlardandır.(3) 

Güney Azerbaycanda 1995 yılında başlayan Milli Uyanış Harekatı zamanla milyonlarca insanı Türklük ve bağımsızlık düşüncesi çerçevesinde toplamış ve günden güne büyüyen bir teşkilat olmuştur ki 22 Mayıs 2006 da Tebriz, Urumiye, Zencan, Meraga, Erdebil, Halhal, Bicar, Koçan, Şiraz, İsfahan, Mahabad, Tahran ve hatta dinî merkez Kum’da yapılan büyük mitingde milyonlar sokağa dökülmüş bu miting İran tarihindeki en büyük mitinglerden birisi olmuştur. 

Milyonlarca Güney Azerbaycan Türkünü sokağa döken mitingler 12 Mayıs 2006 Cuma günü İran’da Devletin resmi haber ajansı İRNA’ya bağlı İRAN adlı gazetenin “İran–ı Cuma” adlı gençlik ekinde yer alan bir karikatürde Azerilerin hamamböceğine benzetilmesiyle başladı. Türkler’e hakaret içeren bu yazı ve karikatürün yayınlanması Güney Azerbaycan Türkleri için bardağı taşıran son damla olmuştu. Tepki hareketleri, çoğu üniversiteli olmak üzere gençler tarafından başlatıldı. Türk asıllı öğrenciler bir çok bildiriler yayınladılar. Bildirilerde Türklüğün İran Devleti’ne bugüne kadar olan katkıları vurgulanarak ‘Biz tarih boyunca muhafaza ettiğimiz devlet’in dönüp de Türkler’e saldırmasına müsaade etmeyiz. İçteki ve dıştaki Pan İran yanlıları ve Fars şovenleri unutmasınlar: Şah’ı kovabildiğimiz gibi, bize karşı duran diğer güçlere de cevap verebiliriz! deniliyordu.Tepkilerin yoğunlaşması üzerine söz konusu gazete, İran Türklerinden iki defa özür diledi. Ve sonunda kapatıldı. Yöneticileri tutuklandı. Ne var ki Türk grupların sözcüleri, bu hakaretin özür ile geçiştirilemeyecek kadar önem taşıdığı ve uzun yıllardır devam eden sistematik aşağılama ve baskıların bir uzantısı olduğunu belirterek başta cumhurbaşkanlığı ve kültür bakanlığı olmak üzere devlet kurumlarının da özür dilemesi gerektiğini belirttiler. 

Türklerin protesto gösterilerine İran’da yaşamakta olan diğer etnik gruplardan da destek gelmeye başladı. Söz gelimi İran’daki Arap kökenlilerin oluşturduğu Arap Halkının Demokratik Cephesi örgütünün sözcüsü Refik Ebu Şerif, yayınladığı bildiride ‘Biz son olayları kınayarak Arap Ulusu’nun Türkleri desteklediğini açıklıyoruz’ dedi.(4) 

Son olarak 23,06,2006 da öğle saatlerinde Tebriz’de 8 banka binası ve çok sayıda benzin istasyonu ateşe verildi. Tebriz ve Urumiye’de İRAN gazetesinin büroları yakıldı. Emniyet Kuvvetleri, halkın üzerine ateş açtı. 100 e yakın yaralı 60 civarında tutuklu ve 20 ye yakın insan öldü. (5)

Mayıs ayının son derece hareketli geçmesi İran yönetimini Güney Azerbaycan Türklerine karşı daha da dikkatli olmaları gerektiği konusunda uyardı.İran yönetiminin çekindiği nokta ABD’nin başta Azerbaycan Türklerini olmak üzere İrandaki diğer etnik gurupların İran yönetimine karşı kışkırtmasıydı.Bunun için hemen birtakım önlemler alma yoluna gitti. Önce GAMOH lideri Mahmut Çöhraganlı’yı Türkiyede yakalatıp tutuklattı ve ardından Günaz TV Türksat uydusundan çıkarıldı. Azerbaycan ve Türkiye medyalarının konuya ilgi göstermemeleri de bunlardan birisi olabilir. 

The Washington times gazetesi 22/07/2006 da “İranda bağımsızlık istekleri artıyor” diye bir başlık attı.(6) Bu başlık ABD`yi çok sevindirdi Çünkü İran’da artan bağımsızlık hareketleri ABD tarafından desteklenecek İrandaki azınlıklar İran yönetimine karşı cephe alacaktı. Bu da en çok ABD’nin işine geliyordu.Çünkü ABD İrana askeri yönden bir müdahale ettiğinde karşısında içerideki azınlıklarıyla tek vücud olmuş bir İran görmek istemiyor.Tıpkı Iraktaki gibi ne kadar etnik fark varsa o kadar ülkeye sahip olmak tez ve kolay olacaktı.

Hakan Kaygusuz’un 25/05/2006 da İstanbulda Mahmut Çöhreganlı ile yaptığı röportajda ABD ile GAMOH arasında bır anlaşmanın olmadığı ama bu olmayacağı manasına gelmediğini belirterek adeta İran’a aba altında sopa göstermeye çalışıyordu.Mahmut Çöhreganlı 30 gün boyunca ABD de kaldığı zaman içerisinde 100 e yakın ABD’li bürokrat ile görüştüğünü fakat Türkiye’nin kendisini dikkate almadığından yakınıyordu.

05/06/2006 da Güney Azerbaycanda değişik kişilere ABD’nin İran’ı vurması halinde ne yapmayı düşündüklerini sordum.Aldığım cevaplar ise Güney Azerbaycan Türklerinin ABD tarafından bir maşa gibi İran yönetimine karşı kullanılmak istenmediğini ama şartların bunu zorlayabileceğini, bağımsızlık isteklerinin ABD kökenli olmadığını ve 1900’lü yıllardan beri zaten bağımsızlık mücadelelerini sürdürdüklerini söylediler.Hatta bu kişiler nisanda bağımsızlık isteklerini erteleyerek Irak-İran savaşında olduğu gibi bir bütün olarak ABD ye karşı savaşmaları gerektiğini söylediler. 

ABD’nin İranı vurmasındaki amaç Güney Azerbaycan’a ya da İran’daki Kürtlere bağımsızlığını kazandırmak değil aksine İran’ın yer altı ve yerüstü kaynaklarına sahip olmaktır.Şunu unutmamak gerekir ki eğer ABD Güney Azerbaycan Türkleri’nin veya İran’da yaşayan Kürtlerin Bağımsızlık harekatını destekliyorsa bu tamamen kendi çıkarları içindir.Tıpkı Ermenistana yardım ederek Azerbaycanın güçlenmesini istemeyen İran gibi.Türkiye açısından düşünecek olursak komşumuzun ABD olmasından İran olması geleceğimiz açısından daha iyi olur.Çünkü bilindiği gibi ABD Irak’ı işgal etti İsrail Suriye’yi işgal etme planları içerisinde.Eğer ABD bir de İran’ı işgal ederse Türkiye tamamen çember içerisine alınmış bir ülke konumuna düşecek ve çemberi kuranların dediklerini de ister istemez uygulamaya koyacaktır. Aslına bakılacak olursa buradan şöyle bir sonuç ta çıkabilir.ABD’nin 30 milyon Güney Azerbaycan Türkünü destekleyerek İran’ı zayıflatma politikası ilerde Türkiyeyi de zayıflatabilir.Burada ABD tarafından Türkü Türk’e karşı kullanma politikası da uygulanabileceğini unutmamak lazımdır.Güney Azerbaycan Türkiye için stratejik bir konumdadır bunun nedeni de Türkiye’nin güney Azerbaycan’dan tüm Orta Asya’ya ve Orta Doğu’ya ulaşan bir istikamette olmasıdır.Güney Azerbaycandan Kuzey Azerbaycana, Hazara ve oradan da diğer Türk devletlerine ulaşılabilir bu da bir nevi Türk cumhuriyetleri arasında sınırların kalkması, Ermenistan’ın köşede daha da sıkışıp kalması demektir.Sizce ABD böyle bir gelişmeye müsade eder mi? Ve Güney Azerbaycan’ın bağımsızlık haraketlerini desteklerken, ilerde böyle bir gelişmenin oluşacağını hesap etmiyor olabilir mi?

Bence Güney Azerbaycan Türklerinin İran-Irak savaşında Irak’a karşı topyekun hareket ettikleri gibi ABD ye karşı da ağırlığını ortaya koyarak İranı desteklemeleri lazımdır.Çünkü ABD nin İran’ı ele geçirmesi Güney Azerbaycan’ın özgürlüğe kavuşması demek değildir aksine Güney Azerbaycan topraklarının da ABD’nin eline geçmesi demektir.Unutmamak lazımdır ki bugün İran’a karsı Güney Azerbaycan Türklerini kullanmaya çalışan ABD yarın da Güney Azerbaycan Türklerine karşı İrandaki kürtleri kullanacaktır.Eğer Türkiye konuya el atmazsa ve Güney Azerbaycan Türklerine arka çıkmazsa,Güney Azerbaycan kendisine arka çıkanların yanı ABD’nin tarafına kayacaktır.

Olaylara bu bağlamda baktığımız zaman gerçekten durum çok vahim.Bir tarafta düşmanımız Ermenistan’a milli çıkarları uğrunda yardım eden Müslüman İran,bir taraftan ‘’Azınlıklara Özgürlük’’ palavrası altında İrandaki azınlıkları kışkırtmaya çalışan ABD, Bir taraftan 100 yıla yakın bağımsızlık diye kavrulan fakat seslerini ABD den başka kimsenin duymak istemediği Güney Azerbaycan, Bir taraftan kendi yağıyla zor kavrulmaya çalışan Azerbaycan ve bir taraftan ise Iraktan sonra Suriye ve İran’ı alarak çember içine alınmaya çalışılan Türkiye…

Sonuç olarak ABD’nin İran’ı vurması halinde belki Güney Azerbaycan diye bir Türk devleti kurulacak ama ya sonrası? Bence esas sorunlar o zaman başlayacak.Türkiye Güney Azerbaycan’ın Musul yada Kerkük’e benzemesini istemiyorsa bu duruma biran önce müdahale etmelidir. 

Dipnot;

(1) Arif Keskin 

(2)Beyat a.g.m s88 

(3)www.gamoh.org 

(4)www.gamoh.org
 
 

    https://www.alexa.com/siteinfo/abdpost.com