Kurban Bayramı, tüm dünyadaki Müslümanlar için paylaşma, fedakarlık ve kalabalık aile sofraları anlamına geliyor. Ancak son yıllarda, kendilerini "vegan Müslüman" olarak tanımlayan yeni bir kuşak, bu kadim geleneği hayvan hakları, iklim krizi ve inanç ekseninde yeniden yorumluyor. Paylaşmanın sadece et üzerinden olmayacağını savunan veganlar, bayramın özünü kaybetmeden alternatif pratikler geliştiriyor.
Kurban Bayramı yaklaşırken sokaklarda, evlerde ve sosyal medyada hummalı bir hazırlık başlar. Ancak bu hazırlık süreci, hayvansal hiçbir ürünü tüketmeyen vegan Müslümanlar için biraz daha farklı ve sorgulamalarla dolu geçiyor. Dünyanın farklı köşelerinde yaşayan vegan Müslümanlar, inançları ile yaşam tarzlarının çelişmediğini, aksine İslam’ın özündeki merhamet ve çevre bilincinin veganlıkla birebir örtüştüğünü savunuyor.
"Hiçbir Şey Kaçırıyormuş Gibi Hissetmiyorum"
Galler’de yaşayan 30 yaşındaki finans uzmanı Aiysha Younas, kendisini vegan bir Müslüman olarak tanımlıyor. BBC Türkiye'nin haberine göre bayramın coşkusunu herkes gibi yaşadığını belirten Younas, süreci şu sözlerle özetliyor:
"Herkes gibi ben de güzel kıyafetlerimi giyiniyorum. Evimi süslüyorum, ailemi görmeye gidiyorum, bir sürü güzel yemek yiyoruz... Hiçbir şey kaçırıyormuşum gibi de gelmiyor."
Kurban ibadetinin temelindeki "paylaşma" şartını finansal yardımlarla yerine getirdiğini söyleyen Younas, "Yardım kuruluşlarına bağış yapıyorum, o parayla insanlar istediklerini yapabiliyor. Böylelikle paylaşarak İslam'ın şartını yerine getirmiş oluyorum" diyor. Hayvan haklarını birinci, iklim krizini ise ikinci önceliği yapan Younas, içinde bulunduğumuz çağda endüstriyel hayvancılığın dünyaya verdiği zararın mutlaka sorgulanması gerektiğine inanıyor.

Çocukluk Travmalarından Vegan Aktivizme
Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta yaşayan video editörü ve aktivist Fawzia Jaffan için ise Kurban Bayramı çocukluğundan beri zorlayıcı bir deneyim olmuş. Küçük yaşlardan itibaren hayvanların kesilmesine şahit olmanın çocuklarda travma yarattığını ve bunun toplumda konuşulmadığını söyleyen Jaffan, Covid-19 pandemisi döneminde veganlığı seçmiş.
Kutsal metinler incelendiğinde İslamiyet’in çevreye ve canlılara büyük değer verdiğini hatırlatan Jaffan, savaştayken bile ağaç kesmenin yasak olduğu bir dinin mensupları olarak su israfına ve endüstriyel hayvancılığa karşı durulması gerektiğini savunuyor. Fawzia’ya göre kurbanın alternatifi var:
"Kurbanın özünde yoksullara yardım etmek var. Kurbana alternatif olarak ihtiyaç sahiplerine, aylarca tüketebilecekleri bitkisel yiyecekler alınabilir."
İlk yıllarda ailesi tarafından "kurban kesmeyen kız" olarak dışlandığını ve ziyaretleri kestiğini belirten Fawzia, şimdilerde bir aktivist olarak daha güçlü argümanlarla kendini savunduğunu söylüyor. Üstelik Lübnan mutfağındaki tabule, babaganuş ve batata harra gibi geleneksel lezzetler sayesinde bayram sofralarından da geri kalmıyor.
"Geleneksel Sofraları Veganlaştırmak Mümkün"
İstanbul’da yaşayan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Zehra Albistan da pandemi döneminde sosyal medya aracılığıyla veganlıkla tanışanlardan. Kendisini vegan olmaya iten en büyük motivasyonun inancı olduğunu söyleyen Albistan, "Hayvan haklarının ihlal edilmemesi gerektiğini, dinde zulme yer olmadığını düşünüyorum" diyor.
Yine de bayram dönemi geldiğinde kasaba gitmekten daha ağır bir burukluk hissettiğini gizlemiyor: "İnandığım, değer verdiğim bir şey için yapılan bir pratik var; bu yüzden herhangi bir günden daha kötü hissettiriyor."
Zehra, bayram ziyaretlerinde en çok "Bugün bari ye, usulüne göre kesiliyor" şeklinde baskılarla karşılaştığını söylese de ailesinin desteğinden memnun. Türk mutfağının zenginliği sayesinde bayram geleneklerini sürdürebildiğini anlatan genç öğrenci, "Zeytinyağlı yaprak sarması yiyorum, annem benim için vegan baklava yapıyor. Geleneksel yemeklerin vegan hallerini ben de tadabiliyorum" diyerek alternatiflerin gücüne dikkat çekiyor.
Yeni Bir Bayram Anlayışı Mümkün mü?
Vegan Müslümanların ortak noktası, bu sürecin çevreleriyle birlikte evrilen bir dönüşüm olması. Günümüzde iklim krizi, su kıtlığı ve hayvan hakları tartışmaları büyüdükçe, yakın çevrelerinin de beslenme alışkanlıklarının bitkisel gıdalara kaydığını gözlemliyorlar.
Kurban Bayramı, bu yeni kuşak için sadece bir et tüketimi dönemi değil; merhametin, fedakarlığın, çevre bilincinin ve "zarar vermeden paylaşmanın" yeniden tanımlandığı modern bir tecrübeye dönüşüyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: