ABD’de basın özgürlüğü ile güvenlik politikaları arasındaki gerilim yeniden yargı gündemine taşındı. United States Department of Defense bünyesindeki Pentagon yerleşkesinde gazetecilere yönelik uygulanan yeni erişim kuralları, medya kuruluşlarının sert tepkisine neden oldu.
Mart ayında yürürlüğe giren düzenlemeyle birlikte Pentagon’da görev yapan muhabirlerin, askeri yerleşke içinde çalışabilmek için önceden randevu alması, bina içerisinde sürekli bir görevli eşliğinde hareket etmesi ve görüşmelerini tamamladıktan sonra binayı derhal terk etmesi zorunlu hale getirildi. Bu uygulamaların, gazetecilerin kaynaklara doğrudan ulaşmasını ve serbest dolaşımını fiilen ortadan kaldırdığı belirtiliyor.

New York Times adına mahkemeye sunulan dilekçede, söz konusu kuralların “makul olmayan kısıtlamalar” içerdiği ve basın mensuplarının görev yapmasını ciddi biçimde engellediği ifade edildi. Gazete, bu politikaların arkasındaki isim olarak ABD Savunma Bakanı’nı işaret ederek, erişimin sistematik biçimde sınırlandığını savundu.
Gerilimin kökeni ise 2025 yılına uzanıyor. Şubat 2025’te başlatılan rotasyon programı kapsamında United States Department of Defense, aralarında büyük medya kuruluşlarının da bulunduğu bazı basın organlarından Pentagon içindeki kalıcı ofislerini boşaltmalarını istemişti. Ekim 2025’te ise akredite gazetecilere yönelik yeni bir yönetmelik devreye sokularak haber üretim süreçlerine ek kısıtlamalar getirilmişti.
Aralık 2025’te açılan ilk davada federal mahkeme, basın kuruluşları lehine karar vererek uygulamaların anayasal ifade özgürlüğünü ihlal edebileceğine hükmetmişti. Ancak mahkeme kararına rağmen Pentagon’un Mart 2026’da devreye aldığı “refakatçi ve randevu” sistemiyle kısıtlamaları dolaylı biçimde sürdürdüğü ifade ediliyor.

Davanın bir diğer odağında ise eski asker ve siyasetçi Pete Hegseth yer alıyor. NYT, Hegseth’in basın erişimini sistematik biçimde zorlaştıran politikaların sorumluluğunu taşıdığını öne sürüyor.
Medya hukuku uzmanları, açılan bu ikinci davanın yalnızca Pentagon ile basın arasındaki güncel bir anlaşmazlık olmadığını, aynı zamanda ABD’de Vietnam Savaşı’ndan Körfez Savaşı’na uzanan “güvenlik–şeffaflık” tartışmasının yeni bir aşaması olduğunu belirtiyor. Mahkemenin vereceği kararın, federal kurumlarda basın erişimine ilişkin gelecekteki uygulamalar açısından emsal teşkil edebileceği değerlendiriliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: