• Reklam

Türk Kadınının ABD'deki Başarısı

İzmir’de başlayan hayatına şu anda Amerika’da önemli bir sigorta şirketinin üst düzey yöneticisi olarak devam eden güçlü bir Türk kadını Hafize Chudleigh’ın başarı dolu öyküsü bu haberimizin konusu.

Reklam
Reklam
Türk Kadınının ABD'deki Başarısı
08 Ağustos 2020 - 08:17
Reklam

Hafize Chudleigh, Amerika'ya 2002 yılında gelmiş, büyük bir sigorta şirketinde bütçeden sorumlu finans
müdürü olarak çalışmakta. Matematik öğretmeni bir anne-babanın çocuğu olarak İzmir’de dünyaya gelmiş.
Onların yol göstermesi ve disipliniyle sistemli çalışıp Anadolu lisesini birincilikle bitirip İzmir Fen Lisesi’nde
yatılı okumuş. Sonra ailesi gibi üniversitede matematik okumaya karar vermiş ve Bilkent Üniversitesi’ne yine
birincilikle girmiş. Hatta bunun için son senesinde fen lisesinden ayrılıp düz bir devlet lisesine kayıt yaptırmış ki üniversite sınavında puan katsayısı düşürülmesin diye.

AMERİKA MACERASI NASIL BAŞLADI?
Üniversitenin son senesinde Amerika’ya giden bazı arkadaşlarından etkilenip hocalarına danışarak o da bunu yapmaya karar vermiş. Ancak bursla gidebileceği için çok çalışarak bunu da başarmış. ABD’den aldığı tam bursla UCLA’da yüksek lisans yapmak üzere ABD’ye gelmiş.

Hafize Chudleigh, yüksek lisans konusu seçerken hem matematiği sevmesi hem de sosyolojiye olan ilgisinden ötürü ekonomi okumaya karar verdiğini anlatıyor. Amerika’da yüksek lisans için GRE denilen bir sınava girilmesi gerektiğinden binlerce test çözerek hazırlandığını söylüyor. Tabii öncesinde TOEFL sınavını da başarıyla aşmış. GRE sınavında matematikten 800 üzerinden 800, analitikten 800 üzerinden 760 ve İngilizce’de 800 üzerinden 370 puan almış, ki Türk öğrencilerin İngilizce’deki ortalaması 250 imiş.

Zaten Türkiye’deki not ortalamasının da yüksek olması ile son adım kendini anlatması gereken mektup
aşamasına gelince Chudleigh, aslında bu mektubun en önemli detay olduğuna dikkat çekiyor. Yani burada
kendinizi samimi ve doğru ifade edebilirseniz sürüden ayrılırsınız diyor. Çünkü zaten müracaat eden herkesin not ortalaması ve GRE notu yüksek olmak zorunda.

Bu aşamada Chudleigh en iyi ekonomi üniversitelerini araştırıp bir liste hazırlamış. Ama tabii her müracaat için ödeyeceği bedel dolar üzerinden olacağı için bu listeyi daraltmak zorunda kalmış.

Sonra teker teker bazı üniversitelerden onay mektupları gelmeye başlayınca bunlardan bazılarının ABD’nin en soğuk bölgelerinde olduğunu kavrayıp bir İzmir’li olarak paniklemiş. Ama içlerinden birinin Kaliforniya’da
oluşu seçimini kolaylaştırmış. Hem de ‘Beverly Hills, Hollywood’ düşüncesi çok cazip gelmiş. Yani okul
seçerken coğrafya ve iklime de mutlaka dikkat edilmesi gerektiğinin altını çiziyor kendisi.

İlk olarak Türk öğrenci derneğiyle irtibata geçmiş. ABD’deki okullarda Türk öğrencilere her konuda yardımcı
olan bu dernekler sayesinde hayatının kolaylaştığından bahseden Chudleigh, kendisi de bu derneklerde okul
hayatı bitene kadar aktif rol almış. Ayrıca şu anda yoğun iş hayatına rağmen yıllardır Güney Kaliforniya Türk
Amerikan Derneği ve Turkish American Ladies League derneklerinde de çalışmaya devam etmekte.

Aldığı bursla geçinmekte zorlanınca bir arkadaşı vasıtasıyla ek gelir olur diyerek Türk bağlantılı bir şirkette
stajyer olarak çalışmaya başlamış. Buradan kazandığı para burstan daha iyi olunca master dersleri biter bitmez yatırım danışmanlığı yapmaya başlamış fakat patlak veren ekonomik kriz nedeniyle umduğunu bulamayan Chudleigh bir bocalama evresi geçirip neredeyse Türkiye’ye dönme kararı verecekken iş aramaya başlamış.

Bir arkadaşı sayesinde bir sigorta şirketinde iş bulmuş. Amerika’da sağlık sektörü çok masraflı olup özel
yürütüldüğü için bu sektörde olmak da cazip gelmiş.

MÜLAKAT TAVSİYELERİ
Chudleigh, Amerika'da iş görüşmelerinde mülakatların çok önemli olduğunun altını çiziyor. İlk izlenim önemli
olduğu için çift aşamalı bir sistemden bahsediyor. İlk mülakatı aştıktan sonra yönetici ile tanıştığınız bu sistemde yabancı bir öğrenci olarak müracaat ettiğiniz için şirketin size çalışma izni alması gerekiyor. Bu da işverene masraf anlamına geldiğinden orada bir de Amerikalı biri kadar iyi iş çıkartabileceğinize işvereni ikna etmeniz lazım diyor. Ayrıca bir şirketten diğer şirkete geçerken de yeni şirketin size sponsor olması gerekiyor.

Yeşil Kart’a hak kazanmak ise bir yabancı olarak sizi tüm bu zor durumlardan kurtarıyor. Yani iş ararken bir
Amerikalı ile aynı koşullara sahip oluyorsunuz. Hafize Chudleigh bu şirkete kabul edildikten sonra o kadar
başarılı olmuş ki kısa sürede firma yetkilileri kendisi için yeşil karta müracaat etmiş.

Son olarak hedeflerine koşarken kendisini ciddiye almayan insanları hiç dikkate almadığından bahseden
Chudleigh, gençlere her zaman kendilerinden emin olmaları tavsiyesini veriyor. Doğru adımları attınız mı?
Hedefleriniz gerçekçi mi? Önemli olan bunlar diyor.

KAYNAK: Kariyer Kılavuzu


  • Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
  • Reklam

https://www.alexa.com/siteinfo/abdpost.com