İklim krizi ve küresel ısınma denildiğinde birçoğumuz için bu kavramlar soyut birer tehdit gibi gelebiliyor. Ancak bilimsel veriler, tehlikenin kapımıza kadar dayandığını, hatta bazı büyük metropollerin çok yakın bir gelecekte kelimenin tam anlamıyla "batabileceğini" gösteriyor.
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) raporlarını temel alan Climate Central projesinin hazırladığı son haritalar, ürkütücü bir gerçeği gözler önüne seriyor: Eğer karbon emisyonları ve küresel ısınma mevcut hızıyla devam ederse, dünya genelinde 15 önemli şehir 2030 yılına kadar yükselen gelgit çizgilerinin altında kalma riskiyle karşı karşıya.
Venedik'ten Amsterdam'a, Bangkok'tan New Orleans'a kadar tarihe yön vermiş bu şehirlerin savunma hatları ve karşı karşıya oldukları riskleri mercek altına aldık.
Küresel Tehdit Altındaki Şehirler ve Kritik Durumları
Hazırlanan haritalar, fırtına veya ekstrem hava olaylarının yaratacağı geçici taşkınları değil; doğrudan yükselen deniz seviyesinin kalıcı olarak işgal edeceği yeni gelgit sınırlarını gösteriyor. İşte o listede öne çıkan bazı şehirler ve durumları:
1. Amsterdam (Hollanda)
"Alçak Ülkeler" (Low Countries) lakabının hakkını veren Hollanda'nın başkenti, Rotterdam ve Lahey ile birlikte Kuzey Denizi'nin tehdidi altında. Ülkenin asırlardır üzerinde uzmanlaştığı baraj, set ve bent (dike) sistemleri önümüzdeki yıllarda hayati bir sınav verecek.

2. Venedik (İtalya)
Venedik çift yönlü bir tehdit kıskacında: Deniz seviyesi yükselirken, şehir her yıl yaklaşık 2 milimetre dibe çöküyor. Halihazırda sık sık yaşanan acqua alta (yüksek su) baskınları, tarihi binaların yumuşak tuğlalarına tuzlu su çekerek onları içten içe eritiyor. Şehri korumak adına inşa edilen devasa MOSE bariyer sisteminin bakımı ise her geçen yıl daha maliyetli hâle geliyor.

3. Bangkok (Tayland)
Bangkok, kısa vadede küresel ısınmadan en ağır darbeyi alacak şehirlerden biri olabilir. Sadece 1.5 metre rakıma sahip olan Tayland başkenti, killi toprak yapısı nedeniyle yılda 2 ila 3 santimetre gibi korkunç bir hızla batıyor. 2030'a gelindiğinde kentin ana havalimanı olan Suvarnabhumi Uluslararası Havalimanı ve kıyı bölgeleri tamamen sular altında kalabilir.

4. New Orleans (ABD)
Göl çevrelerine örülen devasa gri setler olmasaydı, New Orleans çoktan haritadan silinmişti. Ancak bu bariyerler bile yükselen suları durdurmakta zorlanıyor; özellikle Jean Lafitte gibi doğa koruma alanları tamamen sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya.

5. Ho Chi Minh (Vietnam)
Özellikle bataklık üzerine kurulu Thủ Thiêm gibi doğu bölgeleri ve Mekong Deltası boyunca uzanan yerleşim yerleri ciddi risk altında. Şehir merkezi tamamen batmasa da, tayfunlar ve şiddetli muson yağmurları şehri yaşanmaz kılabilir.

2030 Risk Haritasındaki Diğer Şehirler
Asya ve Uzak Doğu’da Sanayi ve Altyapı Alarm Veriyor
Sadece turistik kentler değil, küresel ticaretin can damarı olan sanayi devleri de tehdit altında. Japonya’nın dördüncü büyük şehri ve devasa endüstriyel limanı olan Nagoya, tayfun sezonunda nehirlerin taşmasıyla kentin batı yakasını tamamen sulara teslim edebilir. Çin’in Kuzey Kore sınırındaki iki milyondan fazla nüfuslu ticaret kapısı Dandong ise Yalu Nehri boyunca yükselecek gelgit dalgalarıyla mücadele ediyor.
Güneydoğu Asya'da ise durum daha dramatik. Endonezya'nın "Bin Nehir Şehri" olarak bilinen ve zaten deniz seviyesinin altındaki bir bataklık deltasına kurulan tarihi kültür merkezi Banjarmasin, Barito Nehri'nin düzenli olarak taşmasıyla yok olma tehlikesi yaşıyor. Bangladeş’in sadece 9 metre rakımlı üçüncü büyük şehri Khulna ile Vietnam’ın tarım ve sanayi merkezi Ho Chi Minh, muson dönemlerinde düşen yağmuru tahliye edecek toprak parçasının kalmaması yüzünden kalıcı taşkınlarla boğuşuyor. Hindistan’ın bereketli toprakları üzerine kurulu Kolkata ise yaklaşan muson felaketlerinin merkez üssü olmaya aday.
Ortadoğu ve Afrika’da Yaşam Mücadelesi
Irak’ın Basra Körfezi’ne açılan tek kapısı olan tarihi liman kenti Basra, nehir yatakları ve karmaşık kanal ağları nedeniyle yükselen deniz seviyesine karşı savunmasız. Bu durum şehirde sadece toprak kaybına değil, zaten ciddi boyutlarda olan su kaynaklı salgın hastalıkların patlak vermesine de yol açabilir.
Afrika kıtasında ise Mısır’ın Akdeniz’e açılan kapısı Port Said, yükselen deniz sularının tarım arazilerini tuzlaması tehdidiyle karşı karşıya. Yerel yönetim, çiftçilerin topraklarını kaybetmemesi için şimdiden beton ve kumdan dev setler örmeye başladı bile.
Amerika Kıtası ve Cennet Adaların Ortak Kaderi
Atlas Okyanusu’nun hırçın kasırgalarıyla her yıl sarsılan tarihi ABD şehri Savannah, artık sadece fırtınalarla değil, nehir yataklarından sızarak şehri kuşatan sularla da savaşıyor. Güney Amerika’da ise Guyana’nın başkenti Georgetown, nüfusunun yüzde 90'ını deniz seviyesinin altında barındırıyor. Şehir, yüzyıllardır arkasına sığındığı 280 millik devasa kıyı duvarını acilen güçlendirmezse felaket kaçınılmaz olacak.
Tüm bu karamsar tablonun ortasında, Hint Okyanusu’nun incisi Maldivler ve başkenti Malé ise belki de en radikal adımı atıyor. Altyapısı ve havalimanı tamamen sular altında kalma riski taşıyan ülke, çareyi deniz üzerinde yükselen yapay ve "yüzen bir şehir" inşa etmekte buluyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: