• Reklam

Güşan Yediç: Ekranlardan Sunulan Yanılgılar

Reklam
Güşan Yediç: Ekranlardan Sunulan Yanılgılar
23 Kasım 2020 - 04:02
Reklam
Reklam

EKRANLARDAN SUNULAN YANILGILAR

Beyaz TV'de ekrana çıkan Sn. Kaan Sarıaydın'ın analizini dinledim.

ABD'deki Başkanlık seçimi sürecinde yaşanmakta olan sıradışılığı ve ABD genelinde bulunmuş olduğu analizlerinin, özellikle sokak şifresinin doğru olduğunu vurgularken, katılmadığım hususları ve niçin katılmadığımı da gerekçeleri ile bilgi bazında açıklamak isterim.

Kaan Bey'in Avrupa ve dünya genelindeki analizlerine katılıyorum fakat "ABD'de kim başkan olursa olsun devlet politikası değişmez" lafı tamamen küreselcilerin yaymakta olduğu "kasıtlı" bir Amerika düşmanlığı ile perde ardındaki İngiltere ve küresel politikalar faktörünü gizleme manipülasyonudur.

Gördüm ki Kaan Bey de bu manipülasyondan etkilenmiş.

2016 öncesi ABD ile 2016 sonrası ABD arasındaki devasa farklılığı görememek söz konusu olamaz. Bunu görüp de ABD devlet politikası değişmez demek, Amerika'da yaşanmakta olanları, yalnızca medya aktarımlarından edinilen dezenformasyonlar doğrultusunda değerlendirmek demektir.

Kaan Bey burada yanılıyor.

Biz, Amerika'da yaşayan Türkler, ABD sokaklarındaki kaynamayı, gasteciler gibi ofisimize gönderilen politize edilmiş yanlı haberlerden, lobi şirketlerinin aktardığı amaçlı bilgilerden edinmediğimiz gibi, katılımsal ABD düşmanlığı ile burjuva solcularına şirin görünmeye çalışan popülist yaklaşımcılar misali değil, bizzat sokaklardaki gelişmelere şahit olan kişiler olarak diyoruz ki; Biden ile Trump başkanlığı arasında devasa bir fark olacaktır devlet politikasında.

Hem iç hem de dış politikada...

Çünkü Biden politikası 1865 ABD iç savaşı sonrasında 2016'ya kadar İngiliz sömürgesi olarak varlığını sürdüren "emperyalist ve katil politikalar" uygulayan ABD derin devletine karşı, 2016'da Trump'ın bast(irild)igi düğme ile devletin iç dinamiklerini uyandırmıştır.

Aynen Türkiye'de olduğu gibi...

Türkiye'nin devlet politikası, 2016 öncesi ile 2016 sonrasında aynıdır ve değişmez demek ne kadar absürd ise, bu tekerlemeyi ABD için kullanmak da aynı derecede absürdtür, hatalıdır, yanlıştır.

Biden ve arkasındaki küresel oligarklar, karteller, bankerler, silah şirketleri, ilaç firmaları, kredi organizasyonları Trump ABD'sinin gütmekte olduğu milli politikaları silip, tekrar küresel emperyalizmin güdümündeki ABD'yi devreye sokmaya çalışıyorlar.

Trump gitsin de kim gelirse gelsin politikası uyguluyorlar.

Milli politikalar uygulayan devlet yönetimleri görmek istemiyorlar.

Artı olarak, ABD ile Çin ilişkilerini emperyal amaçları nedeniyle var eden demokratlar ile ABD ve Çin ilişkisinin sonucu olarak ortaya çıkan, orta sınıfı öldürme politikalarına karşı çıkan cumhuriyetçilerin devlet yönetimi değişmez demek, hem Yeni Düzeni Düzeni olarak demokratların savunduğu politikanın içergini bilmemek, hem de bu düzene karşı çıkmakta olan anti emperyalistleri hiç tanımıyor, savundukları fikirleri bilmiyor olmak demektir.

ABD'de başlayıp, bütün dünyayı saran anti emperyalist uyanış, Çin'deki köle işçiliğine dayalı sürümden kazanma politikalarına karşı çıkarken, tüm diğer ülkelerdeki yerli yatırımcıların kepenk indirmelerine, küçük esnafın öldürülmesine karşı çıktıkları içindir.

ABD'deki küçük esnafı ortadan kaldıran Çin'in rekabet edilemez kalitesiz ürünleri ile küresel kartellerin eline geçecek olan tekelleştirilmiş sektörler sonrasında tüm ülkelerden yerel esnaf kavramı da ortadan kaldırılmış olacaktır.

Tüm ülkelerdeki sektörlerin tekelleştirilmesi politikasını güçlendirmekte olan liberal demokratları ve onların kukla temsilcisi Biden'i, siyasi arenada kullanan küresel elitin, yerel esnafı yaşatmak amacıyla çalışan Trump'ın milli politikaları ile mukayesesi, CHP politikaları ile AK Parti politikaları aynıdır, demekle eş düzeydedir.

Böylesine tezatlar dolu bir iddiada ısrarcı olmak ise; Amerika hiç bir zaman küresel oligarkların, İlluminatı ailelerinin elinden kurtulmaz demek gibisinden bir teslimiyetçi tavrı savunmak demektir.

Tecavüze karşı koyamazsınız, teslim olun algısıdır.

Meya ile yayılan psikolojik harp taktiklerine destek demektir.

Oysa bugün seçim sonuçlarına yönelik itirazları yürüten komitesinin hukuk sözcüsü Sidney Powell defalarca, bu bir "revolution" diyerek, halk "devriminin" başladığını vurgulamaktadır.

Üzülerek ifade etmek zorundayımdır ki, Türkiye'de pek çok kişi Sidney Powell'in basın açıklamalarını, Fox News'daki demeçlerini izlemeden kalıtımsal ve klişe ABD analizi yapmaya devam ediyor.

Magazinel yorumlarda bulunulmaya devam ediliyor.

Türk medyası da bu konuları açık oturumda horoz doğuşüne dönüştürerek izlenme rekoru kırmaya çalışıyorlar. 

Aktarılanların enformasyon mu yoksa dezenformasyon mu olduğu kimsenin umurunda bile olmayıp, yalnız Türkiye'ye değil, bütün dünyadaki anti emperyalist uyanısa çok büyük kötülük yapıyorlar.

Geçenlerde şahit oldum.

Hulki Cevizoğlu gibi bir "ABD uzmanı"(!) televizyona çıkıp da Fetullahçılar Trump'i destekliyor dedikten sonra TV'yi kapattım ve bir daha da açık oturum izlememeye karar verdim çünkü cehaletin bilmişlike bezenmişliği artık insanların sinirlerini bozmaya başladı.

Kaan Bey'in bir başka yanılgısı da, medya bağımlılığından kaynaklanıyor. Özellikle de seçimlerde bulunulan yolsuzluklar konusundaki hitabeti, yüzeyselliğin dışına çıkamamış maalesef.

Seçimde oylar çalındı falan filan diye komplo teorileri uyduranlar var ABD'de, diyor Kaan Bey ekranda, 83 milyon insanın önünde.

Çok büyük ayıp etmiş.

Benim evime 11 sene önce vefat eden eşime oy pusulası geldi. İsteseydim merhumenin adına oy kullanabilirdim posta yolu ile. Hatta yanıma Fadime'yi alıp seçim sandığına gidip, eşimin ismini vererek Fadime'ye ol kullandırabilirdim.

Çünkü kimlik sorulmadan oy kullanıyorsunuz.

Ayrıca çekilmiş videolar var. Askeri istihbaratın emekli generalleri tarafından açıklanan bilgisayarla oy kaydırma gerçekleri var. Kaçaklara ve yeşil kartlılara oy pusulası gönderilmişliği ve kullanılmışlığı var. Emekli General Tom Mcİnerney'nin yasa dışı olarak CIA'nın kullandığı Hammer ıstıhbarat sisteminin Scorecard programının seçim kampanyasında demokralara ihsas edildiği aktaran ifadeleri var. ABD askeri istihbarat birimlerinin Almanya'daki seçim programı Scytl şirketine Alman askeri istihbarat birimleri ile bitlikte yaptığı operasyon var. Savunma Bakanı Mark Esper'ın kovulmuşluğu gerçeği var.

Kaan Bey bütün bunlardan habersizce, aman canım bunlar komplo teorileri demesi, bilgisizliğinden kaynaklanan ayıp bir yanılgı bence.

Ayıp dememdeki neden ise bu ifadelerinde kullandığı tavır.

Araştırmalar sonrasında edinilen gerçekleri bilenleri komplo teorisyeni yani uydurukcu olarak yaftalaması...

Trump ABD'si ile Biden ABD'si taban tabana zıttır ve Trump ABD'si Pentagon ile milli politikaları savunurken, Biden ABD'si tekrar küresel emperyalizmi güçlendirebilmek için küreselcilerin politikalarını gütmektedir.

Kahrolması istenilen emperyalizmin tekrar ABD'de güçlenmesini savunmak istemektir, Trump farklılığını vurgulamamak.

Trump ABD'si ile Biden ABD'si gece ile gündüz kadar farklıdır.

Halen günümüzde ABD Dışişleri tarafından alınan bazı kararların, Beyaz Saray tarafından onaylanan kararlar olup olmadığını bilmeden, CFR'in yani Chatham House'ın ABD dış politikası üstündeki ağırlığının detaylarına vakıf olmadan, Bilderberg Toplantıları'da alınan kararların ABD dış politikasını nasıl etkilediği hususunda kesin bilgilere sahip olmadan bulunulan açıklamalar da gerçekleri yansıtmamaktadır.

Hele de hali hazırdaki Dışişleri Bakanı, eski CIA Başkanı Pompeo'nun ikili bir ajan gibi çalışıyor olabileceği ihtimaline kapı aralamadan bulunulan tüm yorumlar afakidir.

Trump da gelse, Biden de gelse ABD devletinin politikası değişmez diyenler, bugün ABD'nin, İngiltere ve küresel emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı vermekte olduğunu bilmeyen insanlardır. TV'de böyle konuşanları gördüğünüz zaman da, kanalı değiştirin çünkü beyinlere ve bilinç altına zerk edilen yanlış bilgi ile oluşan algıyı kırmak, graniti delmekten çok daha zordur.

Demokrat Parti aday belirlemeleri sırasında da yolsuzluk yapılmış, sıralamada birinci gelen Bernie Sanders'ın yerine sıralamada dördüncü gelen Joe Biden birinci olarak gösterilmiştir de denilmektedir ki, bu aktarımın doğruluğu ancak Scorcard programında bulunulacak denetleme sonrasında doğrulanabilir.

Bu nedenle demokratlar, seçimlerde sahte oy kullanılıp kullanılmadığı yönünde bir denetlemede bulunulmasına karşı çıkıp, sahte oyların da içinde olduğu oy pusulalarını tekrar sayarak, medya yoluyla insanlar üstünde, tamam işte tekrar sayım yaptık, sonuçlar değişmedi, hadi bırakın artık itiraz etmeyi gibisinden bir başka psikolojik harp taktiği kullanmaktadırlar.

Biden gibisinden bir kuklanın başkan adayı yapılması da projedir.

Bu konuyu derinlemesine araştıranlar, Kamala Harris'e olası başkan, Hillary Clinton'a da olası başkan yardımcısı gözü ile bakıyor çünkü herkes biliyor ki Biden bir şekilde uzaklaştırılacak veya etkisizleştirilecek.

Bu adamın kendi iki doktorundan aldığı bunama başlangıcı raporu var ki, o raporları da gerekçe olarak kullanabilirler.

Medya her konuda dezenformasyon saçıyor.

Örneğin zenci olayları konusu, tamamen ajitasyon çünkü ABD'deki demokrat zenci liderlerdeki beyaz düşmanlığı ve nefreti, Yahudi nefreti ile yoğrulmuş Nazi Almanyası ile eş değerdedir. Sokak yaşamını bilmeyen kağıttan uzmanların bu konularda da kendilerine iletilen dezenformasyonlar haricinde yaşanmış tecrübelere dayalı bilgi birikimleri yoktur.

Demokratlar kasıtlı olarak zencilerin cahil bırakılmasını yeğlemektir.

2019 yılında toplam 48 tane polis öldürülmüş olup, o polislerin 40 tanesi beyaz, 7 tanesi zenci 1 tanesi de Hawaii'lidir gerçeğini bilmedikleri için toplum gerçeklerini yansıtmayan afaki yorumlarda bulunup, bu yorumları analiz olarak aktarmaktadırlar, Türkiye'de ABD konularında uzman olarak konuşanlar.

Bir analistin kanaat sunabilmesi için veri tabanı olması ve bu tabanı bilgi bazında somut örneklere dayandırması gerekir.

Kanaat önderliği ile falcılık aynı şey değildir.

Kehanetle kanaat edinilmez.

Bütün bu tür gerçeklerden haberleri olmadan ekranlarda ABD ve ABD seçimleri hakkında yorumlarda bulunanlar, kendilerine ileten bilgiler(!) haricinde hiç birşeyden habersiz konuşuyorlar. Üstelik bir de uzman gibisinden küstah tavırları ile insanları yanlış bilgilendiriyorlar. 

Hele de gerçekleri aktaranlara komplo teorisyeni gibisinden ayıp bir ifade ile karalamada bulunmaları, aslında kendilerinin yetersiz kaldığı konulardaki bilgisizliklerini örtmek amacıyla kullandıkları bir ayıptır.

Demem odur ki;
Evet, ekranlardan kazanılan popülerlik herkesin egosunu okşayabilir fakat bu türden bir bireysel kazanım sağlamak uğruna toplumsal manipülasyonlara neden olabilecek konulardan uzak durulmalıdır.

Eğer ki bilime ve gerçekçiliğe hakikaten önem veriliyorsa...

Not:
Twitter hesabım bir haftalığına ceza aldığı için orada sorulan sorulara cevap veremiyorum. Soruları ve soruları yöneltenleri dışladığım düşünülmesin lütfen.

Guşan Yediç

  • Reklam

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Cengiz Cesur
    1 ay önce
    İlginç analizler.Hiçbir şeye inanasım gelmiyor artık.Tanrı Türkü korusun ...
  • Reklam

https://www.alexa.com/siteinfo/abdpost.com