Bugünkü yazımın konusu CHP. Ansiklopedik bilgilere başvururken aralara yorumumu katacağım.
9 Eylül 1923’te kurulan ve kurucusu Atatürk olan partinin logosundaki oklar, Türkiye'nin kurucu ideolojisi olan Kemalizm’in temel direklerini temsil eder.
Bunlar; cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, laiklik, devletçilik ve inkılapçılıktır.
CHP’nin ilk logosunun bozkurt figürünü içeren altı ok bayrağı olduğu iddiası zaman zaman dolaşıma giriyor. Bozkurt sembolü, özellikle milliyetçilik ve Türkçülük ideolojisiyle özdeşleşmiş bir figür olarak siyasi hafızada güçlü bir yere sahip. Bu nedenle, böyle bir iddianın gündeme gelmesi hem tarihsel gerçeklik hem de partilerin ideolojik konumlanmaları açısından merak uyandırıyor.
Paylaşımlar, bir yandan siyasi geçmişin yeniden yorumlanmasına kapı aralarken, diğer yandan sembollerin parti kimliği üzerindeki etkisi konusunda yoğun bir polemiğe neden oluyor.
CHP’nin ilk logosu hakkında araştırma yapıldığında; Cumhuriyet Halk Partisi’nin resmi sitesinde “CHP Tarihi” başlığı altında ve Atatürk Ansiklopedisi’nde şu bilgilere ulaşılıyor: “CHP, altı oklu bayrağı 1933 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Bayrağın nasıl kullanılacağı ve şekli CHF Bayrak Talimatı’nda açıklanmıştır. Altı oklu bayrağın tasarımı Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nde İsmail Hakkı Tonguç tarafından yapılmıştır. Cumhuriyetin 10. yılı kutlamalarından önce altı oklu bayraklar parti örgütlerine gönderilmiştir.”
CHP bayrak talimatı ve CHP logosu araştırmalarına devam edildiğinde, Wikipedia’da da CHF’nin ilk bayrağına ilişkin görsel yer alıyor. Kırmızı zemin üzerine beyaz altı okun bulunduğu bu görsel, arama motorlarının tersine görsel aracıyla araştırıldığında 19 Ekim 1933 tarihli Cumhuriyet gazetesine ulaşılıyor.
Yukarıdaki bilgilere tek tuşla ulaşmak mümkün ama okumayan bir toplum olunca zaman zaman da hafızamızı tazelemek gerekiyor...
İlk yıllardaki logoda bulunduğu iddia edilen bozkurt figürü, acaba inkılap yani devrimciliğin öne çıktığı bir partinin 2025’lere gelirken genlerinde ne kadar etkili?
Evet, oklardan biri milliyetçilik ama bu, Kemalizm sınırlarında bir kavramdır. Günümüzdeki karşılığı hiçbir şekilde MHP’nin ideolojisiyle örtüşmez.
Asıl kafama takılan ise 1990’lar ve 2000’li yıllarda partiye geri dönen Deniz Baykal’ın laiklik ve devletçilik vurgusunu korurken merkez sağ seçmene de mesaj vermek istemesi. Özellikle ANAP ve DYP’nin gerilemesiyle doğan boşluğu doldurma arayışına girmesidir.
Süreç, 2010 sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu ile devam ediyor. Kılıçdaroğlu, CHP’yi “sosyal demokrat kimlik” yanında “merkezde buluşma” çizgisine oturtmaya çalıştı. Saadet Partisi, İYİ Parti gibi sağ kökenli partilerle ittifak kurarak CHP’yi sadece sol değil, daha geniş tabanlı bir “demokrasi bloğu”nun merkezine yerleştirdi.
Böylece, 1961 Anayasası sonrasında “ortanın solu” tartışmalarına kapı açan CHP, daha sosyal demokrat, daha halkçı ve devrimci bir çizgiye yönelmişken; 1990-2010 arasındaki yönetimsel tercihler sonucunda Ekmeleddin İhsanoğlu’ndan medet umar hale geldi.
Bu tercihe parti içinde ve sol kamuoyunda ciddi eleştiriler oldu: “CHP kendi kimliğini yok sayıyor” denildi.
2014’te yapılan seçimde Tayyip Erdoğan %51,8 ile seçimi kazanırken, Ekmeleddin İhsanoğlu %38,4 oy aldı. Sonuçta CHP–MHP ittifakının beklentileri karşılanmadı ve İhsanoğlu’nun adaylığı, “CHP’nin sağa kaymasının” en net örneği olarak hafızalara kazındı.
MANSUR YAVAŞ
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Yavaş, siyasete Ülkü Ocakları aracılığıyla başladı. 1985-1989 arasında Milliyetçi Çalışma Partisi’nin Beypazarı ilçe başkanlığını yürüttü. Partinin kapanmasının ardından MHP’ye katıldı. 1994 yerel seçimlerinde Beypazarı Belediye Başkanlığı’na aday oldu ancak seçilemedi. 1999’da tekrar aday olup seçildi. 2009’da MHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu ama kazanamadı. 2013’te CHP’ye geçti, 2014’te Ankara adayı oldu, seçimi az farkla kaybetti. 2019’da Millet İttifakı’nın ortak adayı olarak seçimi kazandı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. 2023’te Ekrem İmamoğlu ile birlikte cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olarak gösterildi.
EKREM İMAMOĞLU
İmamoğlu, 2014’te Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildi. 2019’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini kazandı. Seçim AK Parti’nin itirazlarıyla iptal edilse de, 23 Haziran’da yenilenen seçimde tarihi farkla tekrar kazandı. 2023’te en fazla oy alan İBB Başkanı oldu. Ancak 18 Mart 2025’te üniversite diploması iptal edildi, 19 Mart’ta “terör ve örgütlü suçlar” iddiasıyla gözaltına alındı. Protestoların ardından tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi ve başkanlıktan uzaklaştırıldı. Şu anda tutuklu bulunuyor, buna rağmen CHP’nin olası cumhurbaşkanı adayı olarak açıklanmış durumda.
Evet, bilgiler gösteriyor ki; biri ülkücü tedrisattan gelen, aslına bagli oldugu partisine hiç ihanet etmeyen bir bürokrat. Süreç Yavaş için CHP de iyi ilerliyor. Büyük bir hata ya da sürpriz bir operasyon olmazsa Tayyip Erdogan'a karşı benim içim acısa da favori adayım.
İmamoğlu ise eski ANAP zihniyetine sahip, mütedeyyin bir aile yapısını liberal üst sınıf Atatürkçü kimliğiyle maskeleyen, AK Parti’nin yakın çalıştığı müteahhitlerle dirsek temasında olan ve İngiltere diplomatlarıyla ilişkisi sorgulanan bir aday.
Ben sadece şu anın fotoğrafını kaleme almak istedim. Elbette yazdıklarım benim görüşüm, fikrim. Ama solcuyum, demokratım derken kime oy verdiğimizin hiç mi önemi yok?
Yine büyüklerden bir sözle bitireyim: “Kendi köklerini inkâr edenler, başkasının gölgesinde büyüyemez.”
Yorumlar
Kalan Karakter: