• Reklam

Şampiyonluktan Diplere Düşen Mike Tyson

Roy Jones ile 8 round'luk maçta berabere kalan Mike Tyson'ın ibretlik yaşam öyküsü bu haberimizin konusu. Maalesef başarısını ve parasını yönetmeyi becerememiş bu şampiyon, belki iyi bir çocukluk geçirse hayatı farklı olabilirdi diye düşündürüyor. Hayat dersi almak isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir yazı...

Reklam
Şampiyonluktan Diplere Düşen Mike Tyson
29 Kasım 2020 - 21:39
Reklam
Reklam

Muhammed Ali parkinson hastasıydı. Son iki maçıydı ve ikisinde de madara oluyordu. Larry Holmes hasta efsaneyle resmen dalga geçiyordu.

14 yaşındaki Mike ve antrenörü yaşlı kurt D'amato, televizyonun önünde kahroluyorlardı. Sonraki gün dostu Muhammed Ali'yi arayan yaşlı D'amato, telefonu küçük öğrencisi Mike'a veriyor ve Mike, Ali'ye "İntikamını alacağım." diyordu.

8 yıl sonra efsane Muhammed Ali, Mike'ın kulağına eğiliyor ve sadece iki kelime ediyor: "Yere ser!" Tyson o gün Ali'yi madara eden ve hiç nakavt olmamış Holmes'ü, 4 round'da yere deviriyor. Ancak Mike'ın tüm hikayesi bu kadar parlak değil!

Brownsville, New York gettosu! Oradan ya tabutla ya kelepçeyle çıkılıyor. Boks tarihinin en büyük yetenek israfı Mike Tyson, 50'ye yakın kez buradan kelepçeyle çıkanlardan. Soygun, gasp, esrar, yan kesicilik, çeteler ve daha 10 yaşında izbeliklerde bahis dövüşleri.

O yaşta küçük ve şişman Mike, rakiplerini vurarak, ısırarak dağıtıyordu. O yıllarda ismi sokaklarda yayılırken, aklında profesyonel boks yoktu. Şişman ve korkulan bir gangster olmak istiyordu. İzbelikte, sokakta, hapiste ölmeyerek tarihin en genç ağır siklet boks şampiyonu olması, aslında ona sokakların tanıdığı bir şanstı.

Çocukluğuna dair pek fotoğraf yok. "Ben bataktan çıktım. Hayallerim yıkıldı ve anıları unutmanın daha kolay olduğu bir yerden..." diyor. Nüfus kağıdında kendi babasının soyadını taşımıyor Mike Tyson. Biyolojik babası onun deyimiyle bir kadın satıcısıydı. Çocukluğunda yılda bir kez gördüğü, Cadillac'lı, ağzı iyi laf yapan bir adamdı. O yıllarda gerçek ailesi, sert çocuklar dediği sokak arkadaşlarıydı.

Annesi, hayallerini hiçbir zaman gerçekleştirememiş bir alkol bağımlısıydı. Annesini kaybettiğinde 15 yaşındaydı. Islahevi, yuvası gibiydi. Sokaktaki ailesinin toplandığı bir yas kampıydı. Orayı seviyordu. Profesyonel boks ilk defa aklına, Muhammed Ali bulunduğu ıslahevine çocukları ziyaret etmeye geldiğinde düşmüştü.

Bir mahkumu bıçakladığı için başka bir ıslahevine gönderilmesiyse, boks için ilk adımıydı. Gittiği yerde hem birbirinin ağzını burnunu dağıtan hem de gülüp eğlenen çocuklar vardı. Boks yapıyorlardı. Çocukların başındaki beyaz adam Bobby Stewart, başlarda bu sokak serserisini istemedi. Mike onun gözüne girmek için her şeyi yaptı. Bu beyaz adam ilk adımdı. Onu gelecekteki akıl hocasıyla, başarısının yollarındaki taşları tek tek dizen adamla tanıştıracaktı. İtalyan kökenli Cus D'amato ile.

Cus D'amato, onu dövüşürken gördüğü ilk anda, geleceğin en genç ağır siklet boks şampiyonunu izlediğini biliyordu. Yaşlı kurt daha önce de bir boksörünü, Floyd Patterson'ı 21 yaşında dünyanın en genç ağır siklet boks şampiyonu yapmıştı. Yaşlı İtalyan, Mike'a "Beyazlara vurmaktan korkan bir sürü siyah boksör gördüm. Umarım sen onlardan değilsindir." diyordu.

Cus ve Mike ilk zamanlar Amerika'yı gezip dumanaltı mekanlarda onaylanmayan maçlara çıktılar. Tyson o yıllarda daha 14 yaşındaydı. Daha o yaşta ulusal şampiyonayı kazandı ve 8 saniyeyle en hızlı nakavt rekorunu kırdı. Ancak parlak kariyerini mahvedeceği daha o yıllardan belliydi. Yardımcı antrenörlerden Teddy Atlas'ın 11 yaşındaki baldızını taciz ediyor ve Teddy, Mike'ın başına silah dayayıp kulağının dibinde patlatıyordu.

Baş antrenör Cus, bu ergen sokak çocuğuna "Beni dinlersen bir boks ilahı olacaksın." diyordu. Bunu söylerken aynı zamanda onun egosunu da dizginleyebileceğini düşünüyordu. Ancak buna vakti yoktu. Ölümü yakındı. Mike, ağır siklet boks şampiyonu olmadan sadece 1 yıl önce D'amato hayatını kaybetti.

Geleceğin yıldızı genç boksör artık menajerleri ve danışmanlarının ellerini ovuşturarak baktığı altın yumurtlayan yalnız bir tavuktu. Tyson, D'amato öldükten yalnız 1 yıl sonra 20 yaşında Trevor Berbick'i ikinci round'da nakavt ederek dünyanın en genç ağır siklet boks şampiyonu oldu. Rakibi, onun idolü Muhammed Ali'yi son maçında yenen kişiydi. Kendince idolünün intikamını alıyordu. Ondan sonra Ali'yi yenen bir başka boksör, Larry Holmes'ü de yerle bir edecekti.

O yıllarda özel hayatı da çalkantılıydı. 1988'de Robin Givens ile kısa bir evlilik yapmıştı. Bu evlilik onu zaten meyilli olduğu şiddet ve uyuşturucunun en dibine sürükleyecekti. Eşi Givens, iddialara göre Mike'ın danışmanlarından Donald Trump ile aşk yaşıyor ve Tyson, Trump'ın ofisini basıyordu. Ayrıca Mike, eşini daha sonra Brad Pitt'le de yakalayacaktı.

Eski eşi Robin ve annesi Ruth için "Cüzdanıma Afrikalı vahşi köpekler gibi saldırıyorlardı." diyecekti. Budönemde yani1987-1990 yılları arasında WBA, WBC ve IBF'in turnuvalarını yani tüm organizasyonları kazanarak dünya üzerindeki tek ağır siklet boks şampiyonu olma ünvanını elde etti. Bu görülmemiş bir şeydi. Üstelik daha 20'lerinin hemen başındaydı.

Otoriteler emekli olduğunda tarihin en iyi boksörü olabileceğini söylüyorlardı. Ancak 1988'de Harlem'de Mitch Green'le karıştığı sokak kavgası sonrası her şey 2 yıl içinde dağılacaktı. O kavgada elini kırıyordu. 1990'a kadar çıktığı maçları kazanacaktı. Ancak 1990'da Tokyo'da kendisinden 6 yaş büyük Buster Douglas onu yere serecek, Tyson'ın dişliğini arayıp ayağa kalkmaya çalışması pek çok boks izleyicisine dramatik anlar yaşatacaktı.

Bu mağlubiyetten sadece 1 hafta sonra Mike'ın ablası Dennis hayatını kaybetti. O, Mike'ın ikinci annesi gibiydi. Önce akıl hocası Cus D'amato, sonra kazandığı ünvanları ve en son ablası gitmişti. Dağılmıştı Mike. Uyuşturucunun dibinde garip şeyler yapıyordu.

Bir hayvanat bahçesi görevlisine goril ile dövüşebilmek için rüşvet dahi teklif etti. 1991 yılında ise güzellik kraliçesi Desiree Washington'a tecavüz ettiği iddiasıyla yüzyüze kaldı. Mahkemeye çıktı ve 60 yılla yargılandı. İddiaları hep reddetti. Washington'ın bir başkasını da benzer şekilde suçladığını ortaya çıkardı. Kimileri Tyson'a inandı, kimileri ise inanmadı. Hapse girdi ve 3 yıl kaldı. Orada Müslüman olup Malik Abdülaziz ismini aldı.

Hapisten çıktığında banka hesabında 400 milyon dolar parası ve etrafında bu paradan pay almak isteyen bir sürü kişi vardı. Özellikle güvenini kazanan boks organizatörü Don King, bir sivrisinek gibi kanını emiyordu. Mike, bilmeden havluları için bile ayda 40 bin dolara yakın para ödüyordu. Serveti kutuplardaki buzlar gibi eriyor, o ise ringlere fırtına gibi geri dönüyordu. Ne de olsa o, Mike Tyson'dı.

1995 yılında Peter McNeeley'i 89 saniyede nakavt etti. Ardından Frank Bruno ve Bruce Seldon'ı mağlup ederek WBC ve WBA Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonluklarını tekrar geri kazandı. Ancak 1996'da Evander Holyfield duvarına çarptı. Yenilerek ünvanını kaybetti. 1997'de rövanşa çıktılar. Holyfield'a diş geçiremeyen ve hırçınlaşan Tyson, tarihe ısırık dövüşü olarak geçen maçta Holyfield'ın kulağını ısırarak kopardı ve diskalifiye oldu. Bu maç, tarihin gördüğü en kirli maçlardan biriydi. Tyson sokak kavgasını pek çok kez olduğu gibi yine ringe taşımıştı. Diskalifiye edilip 2 yıl boyunca ringlere dönemedi.

1999'da ringlere geri dönse de hayalkırıklığı yaratan birkaç unvan maçı ve para kazandığı gösteri maçlarının ötesine gidemedi. Bu dönemde "Eğer doğru parayı verirseniz bir aslanla bile dövüşürüm." diyordu.

2005'te Kevin McBride ile yaptığı maç, son profesyonel maçı ve sanki bir drama performansıydı. Bir zamanlar tarihin en iyi boksörü olması beklenen bu hırçın sokak çocuğu, klasmana bile giremeyecek İrlandalı McBride'ın maskarası oluyordu.

Emekli olduktan sonra tamamen iflas etti. Onlarca kez girdiği hapse bu sefer de kokain kullanmaktan girdi. Hayat ona vahşi dünya için müthiş bir yetenek vermiş, ancak karanlık bir yol çizmişti. Para kazanabilmek için TV şovlarına katıldı, filmlerde oynadı.

Onu izleyen pek çok kişi için şovlara katılan bir sirk hayvanından farksızdı. O da bunu biliyordu. Yaşı 50'lere geldiğinde "Bir zamanlar yarı Tanrı gibi hissederdim." diyecekti. 53 yaşında yasal kenevir üreticisi olan ve "Öleceğim günü sabırsızlıkla bekliyorum." diyen Tyson, milyonlarca dolarlık dövüş tekliflerini reddetse de parası bittikçe gösteri maçları yapmaya devam etti.

KAYNAK: Kim O?


  • Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
  • Reklam

https://www.alexa.com/siteinfo/abdpost.com