
Doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, faydalı ile zararlıyı ayırmamızı sağlayan en önemli ölçü bilgidir.
Çünkü bilgi sadece aklı değil; insanın bakışını, vicdanını ve davranışlarını da şekillendirir.
İnsan öğrendikçe dünyaya daha farklı bakar; olayları anlamayı, sorgulamayı ve doğru kararlar vermeyi başarır.
Kur’an-ı Kerim’in Zümer Suresi’nin 9. ayetinde şöyle buyrulur:
“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri düşünüp öğüt alırlar.”
Bu ilahi soru, cevabını kendi içinde taşımaktadır.
Elbette bilenle bilmeyen, okuyanla okumayan bir olmaz.
Ancak burada anlatılan bilgi sadece diploma, makam ya da unvan değildir.
Nice eğitimli insan hayatın gerçeklerini kavramakta zorlanırken, nice okul okumamış insan tecrübesi, vicdanı ve sağduyusuyla çevresine ışık olur.
Oysa cehalet sadece bilmemek değildir.
Asıl cehalet; bilmediğini kabul etmemek, öğrenmeye kapalı olmak ve kulaktan dolma bilgilerle kesin hükümler vermektir.
Bilgisiz insan mum ışığı gibidir; kendi çevresini bile tam anlamıyla aydınlatamaz.
Bilgili insan ise floresan lambası gibidir; yalnızca kendi çevresini değil, bulunduğu ortamı da aydınlatır.
Hal böyleyken, çoğumuz araştırmadan karar veriyor, okumadan yorum yapıyor, dinlemeden konuşuyoruz.
Duyduğumuz bir söz ya da gördüğümüz bir fotoğrafa göre hemen hüküm veriyoruz.
Oysa doğru düşünce; merak etmeyi, araştırmayı ve anlamaya çalışmayı gerektirir.
Bugün bilgiye ulaşmak geçmişe göre çok daha kolaydır.
Bir tuşla dünyanın öbür ucundaki bilgilere saniyeler içinde ulaşabiliyoruz.
Ne var ki, bilgiye ulaşmanın kolaylaşması doğru bilgiye ulaştığımız anlamına da gelmiyor.
Özellikle sosyal medyada doğruluğu araştırılmadan paylaşılan haberler, söylentiler ve asılsız iddialar cehaletin farklı bir yüzü olarak karşımıza çıkıyor.
İnsanlar çoğu zaman okumadan paylaşıyor, araştırmadan inanıyor, doğrulamadan hüküm veriyor. Böyle olunca yanlış bilgiler hızla yayılıyor, doğrular ise çoğu zaman geride kalıyor.
Oysa gerçek bilgi emek ister. Okumayı, dinlemeyi, araştırmayı ve gerektiğinde “Bilmiyorum.” diyebilmeyi gerektirir.
Çünkü “Bilmiyorum.” diyebilmek eksiklik değil, öğrenmenin ilk adımıdır. Kendini sürekli geliştiren insan, her gün yeni bir şey öğrenmenin gayreti içindedir.
Bilgi, insana sadece güç değil; aynı zamanda sabır, anlayış ve adalet duygusu da kazandırır.
Unutmayalım: Aydınlık bir gelecek; okuyan, düşünen, sorgulayan ve öğrendiklerini ahlakla buluşturan nesillerle mümkündür.
Son söz: Cehalet karanlığı büyütür, bilgi ise geleceği aydınlatır. Ya cehaletin karanlığında kaybolacağız ya da bilginin aydınlığında geleceği birlikte inşa edeceğiz.
Selam ve saygıyla…
Yorumlar
Kalan Karakter: