Dün akşam CNN Türk Televizyonunda yayınlanan "Tarafsız Bölge" programında, Ahmet Hakan’ın konuğu olan CHP Parti Meclisi üyesi Berhan Şimşek, CHP’nin 38. Kurultayı ile ilgili çok ilginç iddialar ortaya koydu.
Şimşek’in dile getirdiği iddialar, sıradan bir parti içi tartışmanın ötesine geçerek dikkatleri doğrudan “delege iradesi” üzerine çekti.
Şimşek açık açık "CHP’nin 38. Kurultayı’nda delegelere dolar bazında para dağıtıldı. Buna bizzat şahit oldum.” dedi.
Üstelik mesele sadece bir iddia olarak da söylenmedi. Bu durumun “yargı kararıyla tescillendiği" de ifade edildi.
Şimdi burada durup bir soru sormak gerekiyor:
Eğer bir siyasi partinin en üst karar organı olan kurultayında, delege iradesinin maddi etki iddialarıyla tartışmalı hâle geldiği söyleniyorsa, ortada garip bir durum var demektir.
Kimse kimseyi kandırmasın…
Bu ülkede delegelik sistemi yıllardır “ikna”, “destek”, “yardım”, “vaat”, “organizasyon” ve kimi zaman da doğrudan ya da dolaylı “maddi ilişkiler” tartışmalarıyla birlikte anılmaktadır.
Gerçek şu ki, birçok kongrede yarış sandıkta değil; sandığa gidene kadar kurulan güç ilişkileri üzerinden, seçimlerin öncesinde ve seçim gününde şekillenmektedir.
Şimdi gelelim asıl meseleye…
Eğer bugün CHP’nin 38. Kurultayı için “delege iradesi sakatlanmıştır” denilerek “mutlak butlan” tartışmaları yapılıyorsa…
3 Mayıs 2026 tarihinde yapılan Kocaeli Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (KESOB) seçimleriyle ilgili ortaya atılan iddialar için ne denilmelidir?
KESOB seçimlerinden sonra Birlik Başkan adayı ve 13 oda başkanının Ticaret Bakanlığı’na yaptıkları şikâyette yer alan iddialar son derece ağırdır.
Şöyle denilmektedir:
“Bazı odalara seçim sürecinde birlik bütçesinden eşitlik ilkesine aykırı ve usülsüz olarak maddi destek sağlandı ve bu yolla delege iradesi etki altına alındı.”
Bu iddialar basit iddialar değil, doğrudan seçimin meşruiyetini sorgulatan iddialardır.
Çünkü ortada resmi bir seçim var.
İlçe Seçim Kurulu var.
Bakanlık temsilcisi var.
Divan tutanağı var.
Mazbata var.
Yani görünürde her şey usulüne uygun...
Velhasılıkelam;
Eğer seçim öncesinde bazı odalara usülsüz maddi destek sağlandıysa…
Eğer bu destek doğrudan ya da dolaylı şekilde seçim sonucunu etkilediyse…
Eğer delegeler ekonomik ilişkiler üzerinden yönlendirildiyse…
O zaman ortada artık “tartışma” değil, açık bir "meşruiyet" sorunu var demektir.
Burada mesele basit bir prosedür meselesi değildir.
Asıl mesele, delege iradesinin gerçekten özgür olup olmadığı meselesidir.
Şimdi gözler doğrudan Ticaret Bakanlığı’nda...
Bu iddialar müfettiş marifetiyle ciddiyetle ele alınacak mı?
Seçim sürecinde bazı odalara usulsüz maddi destek sağlandığı ve delegasyonun iradesinin etkilendiği iddiaları tüm yönleriyle araştırılacak mı?
Bekleyip göreceğiz…
Selam ve saygıyla…

Yorumlar
Kalan Karakter: