
Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu, imanın en zayıf derecesidir.”
Bugün dönüp etrafımıza baktığımızda, kötülüğün sadece arttığını değil; aynı zamanda sıradanlaştığını da görüyoruz.
Haksızlık sıradan…
Yalan sıradan…
İkiyüzlülük sıradan…
Asıl tehlikeli olan da budur zaten: insanların kötülüğe alışması…
Çünkü insan, bir süre sonra gördüğü her şeye alışıyor.
Önce rahatsız oluyor…
Sonra susuyor…
Daha sonra da bunu normal kabul etmeye başlıyor.
Oysa bu hadis, bize sadece bir nasihat vermiyor; aynı zamanda ağır bir sorumluluk da yüklüyor.
“Bir kötülük gördüğünde ne yaptın?” sorusunu insanın vicdanının tam ortasına bırakıyor.
Eliyle değiştirmek…
Yani imkânı varsa müdahale etmek…
Haksızlığa engel olmak…
Diliyle değiştirmek…
Yani susmamak…
Doğruyu söylemek…
Bugün en çok kaybettiğimiz şeylerden biri de budur:
İnsanlar artık doğruyu söylemekten çok, düzeni bozmamayı tercih ediyor.
Kimse çıkar ilişkilerinin zarar görmesini istemiyor.
Bu yüzden yanlışlar büyüyor…
Bugün bunun en çarpıcı örneklerinden biri de, uluslararası sularda insani yardım taşımaya çalışan Küresel Sumud Filosuna yönelik müdahaleler karşısında dünyanın sergilediği sessizliktir.
İçinde vicdan taşıyan insanların yardım ulaştırmaya çalıştığı bir filoya yapılan müdahaleler, aslında sadece gemilere değil; insanlığın ortak vicdanına yapılmış bir saldırıdır.
Ama ne yazık ki güçlü olanın hukukunun geçerli olduğu bir düzende, mazlumun sesi çoğu zaman duyulmuyor.
Bazıları sadece izliyor…
Bazıları görmezden geliyor…
Bazıları ise çıkarları zarar görmesin diye susmayı tercih ediyor.
Oysa sessizlik her zaman tarafsızlık değildir.
Bazen sessizlik, kötülüğün büyümesine verilen en büyük destektir.
Hadisin en çarpıcı tarafı ise son cümlesidir:
“Bu ise imanın en zayıf derecesidir.”
Yani insanın en azından kalben rahatsız olması gerekir.
Kötülüğü alkışlamamak, yanlışı meşrulaştırmamak gerekir.
Ne yazık ki bugün birçok insan, kötülüğe karşı çıkmak yerine ona uyum sağlamayı tercih ediyor.
Çünkü menfaat, vicdanın önüne geçmiş durumda.
Unutmayalım…
Zulüm ve kötülük, sadece yapanla büyümez; görenin susmasıyla da güç kazanır.
Bugün belki zulmü ve kötülüğü elimizle değiştiremiyoruz…
Belki birçok şeye gücümüz yetmiyor…
Ama hiç değilse doğruyu söylemekten vazgeçmemiz gerekiyor.
Selam ve saygıyla..
Yorumlar
Kalan Karakter: