
2009 da hayata gözlerini yuman kişisel gelişim uzmanı ve ünlü yazar Amerikalı Jim Rohn," İnsan, birlikte en çok zaman geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır.” der.
Kimileri bu sözü motivasyon cümlesi olarak görür. Oysa bu ifade, insan karakterine dair oldukça sert bir gerçeği yüzümüze çarpar.
Aslında bu düşünce bize yabancı değil. Atalarımız meseleyi çok daha sade anlatmış: “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.”demiştir.
Çünkü insan yalnız başına şekillenmez.
Kendimizi ne kadar bağımsız, özgür ve bireysel sansak da; en çok vakit geçirdiğimiz insanların dilinden, bakışından, hatta hayata karşı duruşundan da o derece etkileniriz.
Sürekli şikâyet edenlerle oturan, bir süre sonra şikâyeti normal kabul eder.
Sürekli üretmekten, çalışmaktan, hayal kurmaktan bahsedenlerle yürüyen ise farkında olmadan ufkunu genişletir.
İnsan bulaşıcıdır.
Cesaret de bulaşır, korku da. Azim de bulaşır, tembellik de. İdealizm de bulaşır, menfaatçilik de…
Bu yüzden mesele sadece aynı masada oturmak değildir.
Aynı hayali kurmak, aynı dili konuşmak, aynı kaygıyı paylaşmaktır.
İyi arkadaş, insanın hem aynasıdır hem de frenidir.
Yanlış yaptığında uyarır.
Hata yaptığında yüzüne söyler. Başarı geldiğinde alkışlarken şımartmaz.
Yükseldiğinde ayağını yere bastırır.
Kötü arkadaş ise tam tersini yapar:
Yanlışına alkış tutar, çıkarına ortak olur, seni değil menfaatini sever.
Bugün toplumun gidişatından, insanların değişiminden şikâyet ediyoruz.
Ama kendimize şu soruyu sormuyoruz:" Ben kimlerle yürüyorum?”
Belki de karakter dediğimiz şey, seçtiğimiz çevrenin toplamının ortalamasıdır.
Son söz: Arkadaş çevremiz karakterimizin aynasıdır. Ayna kirliyse yüzü suçlamak anlamsızdır.
Selam ve saygıyla...
Yorumlar
Kalan Karakter: