Malumunuz, düğüne davet edilmek bir değer göstergesi olarak kabul edilmektedir. Halen Anadolu’nun birçok yerinde “okuntu” adı verilen, eski düğün daveti adetleri bugün halen yaşatılmaya çalışılmaktadır.
Hal vaziyet böyleyken eskiden bir davetiye geldi mi, evde küçük çaplı bir seferberlik başlardı. Anne hemen eline alır davetiyeyi, önce bir süzer bakışlarıyla, sonra sorar: “Bakayım, gelin kimmiş? Oğlan ne iş yapıyormuş?” Baba ise tam bir ekonomik analizle yaklaşırdı meseleye: “Yine mi altın? Yine mi düğün?” diye iç geçirir, göz ucuyla anneye bakardı. O davetiyeler de bir başkaydı hani… Simli, süslü, zarif… Zarftan çıkarırken yere önce parıltı dökülürdü, sonra eve bir heyecan yayılırdı. Takvim açılır, tarih işaretlenir, hatta bazı evlerde hatıra kutularına kaldırılırdı o davetiyeler. Yıllar sonra elinize geçtiğinde bile, “Aa, ne güzel bir düğündü…” dedirtirdi insana.
Şimdi ne var?
WhatsApp’a bir mesaj düşüyor:
“Davetiyemiz ektedir.”
Ne bir zarf, ne bir cümle, ne bir heyecan…
Açık konuşmak gerekirse; WhatsApp’tan düğün daveti göndermek, evin balkonuna çıkıp mahalleye “Ey ahali! Biz evleniyoruz. Kim duyarsa gelsin!” diye bağırmak gibidir.
Oysa bir telefon açmak dünyanın en kolay işi. İki dakikalık bir aramayla hem gönül alınır hem de gerçekten “davetli ” olduğumuzu hissederiz. Çünkü düğün dediğimiz şey sadece bir tören değil, bir hatıradır.
Sonuç olarak:Hayatınızın en özel anına davet edeceğiniz kişiye, bir zahmet, bir telefon açın. Sesini duyun, hâlini hatırını sorun. Toplu mesaj, ancak elektrik kesintisi duyurusunda işe yarar. Düğün davetinde değil! Şayet davetiyeyi elden veremiyorsanız, posta da pahalı geliyorsa... Bir telefon hâlâ en içten, en samimi davettir. Unutmayın: Düğün hatırlanır. Ama “Davetiyeyi attım, gelirsin” denilen düğün, unutulur.
Selam ve saygıyla iyi pazarlar...
Yorumlar
Kalan Karakter: