Günümüzde insanlar yeni bir ev alırken en çok binanın konumu, büyüklüğü, fiyatı ve fiziksel özellikleri üzerinde duruyor. Kat sayısı, otoparkı, manzarası, aidatı vs. Her şey ince ince hesaplanıyor. Ama ne yazık ki, o evin belki de en önemli unsuru olan komşu, çoğu zaman maalesef göz ardı ediliyor.
Özlü bir atasözümüz: “Ev alma, komşu al.”der. Geçtiğimiz aylarda, yıllar sonra bir köy evi bakalım, şehrin gürültüsünden biraz uzaklaşalım diyerek o köy senin, bu köy benim, eşimle köylerde ev ve tarla bakmak için dolaşırken, yolumuz bir şekilde Kaynarca'ya düştü. Köyün birinde, yol kenarında, incir ağacının gölgesine yaslanmış eski bir ev dikkatimizi çekti.
Tam evi ve arsayı incelerken yanımıza biri geldi. Meğerse baktığım evin yanındaki evin sahibi Hasan Amca imiş. Hasan Amca ile biraz sohbet edince, o evin çatısı mı akıyor, duvarı mı çatlak; hiç umurumda olmadı. Çünkü göz göze geldiğimizde, sadece bir komşuyu değil; samimiyeti, gün görmüşlüğü, babacanlığı görünce o an kararımızı vererek o eski köy evini satın aldık. Aslında ev almadık, komşu aldık.
Çünkü bilirim ki bir evin duvarları ne kadar sağlam olursa olsun, insanı asıl koruyan, destekleyen, huzur veren komşularıdır.
Şehir yaşamında artık çoğunlukla apartmanlarda, sitelerde yaşıyoruz. Ama birbirimizin yüzünü bile bazen görüyoruz. Komşuluk neredeyse kalmadı dersek abartmamış oluruz. Merdivende kısa bir “Günaydın” dilemek bile neredeyse lüks hâline geldi.
Komşu dediğimiz; zor zamanda kapımızı çalan, derdimizi paylaşan, hiçbir karşılık beklemeden yardım eden; hayatın küçük anlarında bile varlığıyla içimizi ısıtan bir dosttur. Komşuluk yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda bir gönül yakınlığıdır.
“Ev alma, komşu al” sözü bize bir uyarıdır. Komşular iyi olursa hayat kolaylaşır; kötü olursa o ev insanı soğutur. Çünkü komşularımız, evin taşından da çatısından da daha kıymetlidir. Bu nedenle yeni bir ev alırken ya da kiralarken, sadece odaların büyüklüğüne değil; pencereden bakınca göreceğimiz yüze de dikkat etmek gerekiyor.
Bugün şehirde yitirdiğimiz bu değerleri, köylerde hâlâ bulmak mümkün. Kapılar ve gönüller açık. Yardımlaşma, dayanışma ise hâlâ yaşıyor.
Gelin "Ev alma, komşu al” felsefesini yeniden hayatımıza katalım. Kapılarımızı aralayalım, gönüllerimizi açalım. Çünkü evler geçici, komşuluk kalıcıdır.
Selam ve saygılarımla…
Yorumlar
Kalan Karakter: