
Türkiye'de 2026 yılı, esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının genel kurul ve seçim yılıdır.
5362 sayılı Kanun gereği; esnaf odalarının olağan genel kurulları ve yönetim kurulu seçimleri Ocak, Şubat ve Mart aylarında tamamlanır.
Ardından Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birlikleri, sonrasında federasyonlar ve nihayetinde Konfederasyon(TESK) seçimleri yapılır.
3 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen Kocaeli Esnaf Odaları Birliği (KESOB) seçimleriyle ve mevcut başkan Kadir Durmuş'un 6 oy farkla seçimi kazanmasıyla ilgili son günlerde ortaya atılan iddialar ise, seçim sürecinin şeffaflığı, delegelerin iradesinin etkilenip etkilenmediği konusunda ciddi soru işaretlerinin doğmasına sebep olmuştur.
13 Mayıs 2026 tarihinde Kocaeli’de yayınlanan Bizim Yaka Gazetesi’nde Galip Ataman tarafından gündeme taşınan iddialar, artık sıradan bir seçim tartışmasının ötesine geçmiş durumda...
İddialara göre; seçim takviminin başladığı 1 Ocak 2026 tarihinden sonra, mevcut yönetime destek verdiği düşünülen bazı odalara yardım adı altında para aktarımları yapıldığı, destek vermeyeceği düşünülen odalara ise bu yardımların yapılmadığı öne sürülüyor.
Eğer bu iddialar doğruysa mesele yalnızca bir seçim yarışı değildir.
Bu durum; kamu kaynaklarının seçim sürecinde kullanılması, delegelerin iradesinin etkilenmesi ve kurumsal gücün seçim avantajına dönüştürülmesi tartışmalarını beraberinde getirir.
Daha açık konuşalım…
Seçim döneminde yapılan para transferleri gerçekten ihtiyaç için mi verildi?
Yoksa seçimde destek sağlamak ve delegelerin oyunu etkileyebilmek için mi kullanıldı?
Bugün kamuoyunun cevap beklediği soru tam olarak budur.
Hiç kimse bu sorunun sorulmasından rahatsız olmamalıdır.
Çünkü kamu tüzel kişiliğe sahip meslek kuruluşlarında; eşitlik, tarafsızlık ve şeffaflık esastır.
Hal böyleyken, 5362 sayılı Kanun’da seçim dönemlerinde yardım yapılmasını açıkça yasaklayan net bir hüküm bulunmayabilir.
Ancak bu durum, seçim öncesinde yapılan para transferlerinin etik ve eşitlik ilkesi açıdından sorgulanamayacağı anlamına da gelmez.
Hele ki yardımlar belirli odalara yapıldıysa, objektif kriterlere dayanmıyorsa ve seçim sürecinde yoğunlaştıysa; o zaman ortada ciddi bir suistimal var demektir.
Bu noktada dikkat çeken önemli bir gelişme daha yaşandı.
KESOB seçim süreciyle ilgili olarak 13 oda başkanının, seçim öncesinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla Ticaret Bakanlığı’na şikâyet dilekçesi gönderdikleri konuşuluyor.
Burada asıl sorun sadece para transferleri değildir.
Asıl sorun; kurumsal imkânların seçim sürecinde nasıl kullanıldığına dair oluşan algıdır.
Bu nedenle yapılması gereken şey susmak değil, açıklama yapmaktır.
Çünkü suskunluk büyüdükçe şüphe de büyür.
Kamuoyunun beklentisi nettir:
1 Ocak 2026’dan sonra hangi odalara ne kadar yardım yapıldı?
Bu yardımlar hangi yönetim kurulu kararıyla verildi?
Tüm odalara eşit davranıldı mı?
Mevcut başkanı desteklemeyen odaların taleplerine bütçe imkanları kısıtlı bahanesiyle yardım yapılmayıp eşitlik ilkesi mi çiğnendi?
Bu para transferlerinin seçim takvimiyle bağlantısı var mıydı?
Eğer her şey hukuka ve usule uygunsa, bunları açıklamak kimseyi rahatsız etmemelidir.
Tam tersine, Esnaf Odaları Birliği’ne olan güveni artırır.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
KESOB ve bağlı odaların yönetim kurulu kararları, gelir-gider kayıtları, yardım kararları ve banka hesap hareketleri bağımsız şekilde incelenmelidir.
Çünkü mesele artık sadece bir seçim meselesi olmaktan çıkmış, kurumsal bir güven meselesine dönüşmüştür.
Seçime kısa süre kala belirli odalara yoğun para aktarılması; ister istemez “seçim ekonomisi” eleştirilerini daha da güçlendirmektedir.
Kamu tüzel kişiliğe sahip bu yapılarda esas olan; seçim kazanmak değil, kurumsal itibarı ve güveni koruyabilmektir.
Son Söz…
Bir kurumu asıl yıpratan şey sadece iddialar değildir.
Asıl yıpratan; iddialar karşısındaki suskunluk, şeffaflıktan kaçış ve kamuoyunun vicdanını tatmin edecek açıklamaların yapılmamasıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; iddialar karşısında sessiz kalmak değil, şeffaf bir şekilde kamuoyunu bilgilendirmektir.
Çünkü cevapsız kalan her iddia büyür…
Büyüyen her şüphe ise kurumsal güveni biraz daha aşındırır.
Selam ve saygıyla…
Yorumlar
Kalan Karakter: