
Sabahın dördünde Trump kürsüye çıkıyor ve dünyaya ayar vermeye kalkıyor.
“Kimsenin yapamadığını yaptım.”
“İki üç haftaya çok sert vuracağız.”
“Boğaz kendiliğinden açılacak.”
Şimdi duralım.
Bir nefes almak için değil…
Bir akıl süzgecinden geçirmek için.
Çünkü burada mesele sadece sert bir çıkış değil.
Mesele, bir liderin kendi sözleriyle kendisiyle çelişmesi…
Bir yanda “her şeyi bitirdik” diyor.
Öte yanda “iki üç haftaya vuracağız” diyor.
Eğer bitmişse neden vuracaksın?
Eğer vuracaksan, neyi bitirdin?
Bu, mahalle kabadayısının o tanıdık cümlesidir:
“Ben işi hallettim… ama yine de halledeceğim!”
Yani hem olmuş, hem olmamış.
Hem kazanmış, hem hâlâ savaşıyor.
Bir başka çelişki:
“İran’ın tehdit kapasitesini sistematik olarak ortadan kaldırıyoruz.”
Ama hemen ardından:
“Çok sert vuracağız.”
Eğer kapasite ortadan kalktıysa kimi vuruyorsun?
Eğer hâlâ vuracak hedef buluyorsan, demek ki ortadan kalkmamış.
Bu söylem artık bir güç gösterisi değil…
Bir belirsizlik itirafı.
Daha açık söyleyelim:
Trump köşeye sıkışmış durumda.
Çünkü söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutmuyor.
Ve daha da önemlisi…
Kendi kurduğu cümlelere kendisinin de tam olarak inanmadığı hissediliyor.
Bu yüzden sürekli aynı anda iki farklı şey söylüyor:
Hem “bitti” diyor, hem “bitireceğim” diyor.
Yani mesele artık “nasıl vuracağız?” değil…
“Bu bataklıktan nasıl çıkacağız?” sorusu.
Ve o sorunun cevabı henüz yok.
Gelelim en kritik cümleye:
“Hürmüz Boğazı kendiliğinden açılacak.”
Hürmüz Boğazı dediğiniz yer, küresel ekonominin şah damarıdır.
Orada “kendiliğinden” diye bir şey olmaz.
Orada her şey hesapla olur.
Dengeyle olur.
Güçle olur.
“Kendiliğinden” ifadesi ise kontrol kaybının bir göstergesi.
Trump aslında yeni bir şey söylemiyor.
Her zamanki Trump…
Ama farkında olmadan çok şey söylüyor.
Çünkü bu konuşma bir güç gösterisi ya da meydan okuma değil.
Üç günde bitiririm dediği İran’da içine düştüğü çıkmazın dışa vurumudur…
Selam ve saygıyla…
Yorumlar
Kalan Karakter: