
İzmir’in Balçova ilçesinde, bir polis merkezine sabah saatlerinde yapılan silahlı saldırıda iki polisimiz şehit oldu 2'si polis 3 kişi yaralandı.
Hepimizin yüreğini dağlayan bu saldırı, sadece terörün değil; ihmallerin, korkuların bize nelere mal olduğunu bir kez daha gösterdi.
Basına yansıyan görüntüler ortada: Saldırgan ayağından vurulmuş, cebinden bombaya benzer bir cisim çıkarmış, polisimize atmaya çalışıyor. İşte o an, karar anı, polisimiz silahını kullanmakta tereddüt ediyor. Halbuki yapılması gereken bam, bam, bam! hepsi bu kadar.
Dünyanın birçok yerinde hele Amerika’da bir insan elini beline yanlışlıkla götürse bile saniyeler içinde ölümcül tehdit diye etkisiz hâle getirilir.
Bizdeyse “Ya yanlış yaparsam, ya başıma iş gelirse” korkusuyla hareket ediyoruz.
Bu sadece eğitim meselesi değildir. Bu, yılların biriktirdiği “sorumluluk almaktan kaçınan, inisiyatif kullanmaktan korkan” kültürün kanlı faturasıdır.
Halbuki polis, ölümcül tehdit karşısında talimat beklemez; refleks gösterir, hızlı karar alır, silahını tereddütsüz kullanır. Çünkü saniyeler hayat kurtarır, kararsızlık can alır.
Üstelik saldırganın maskeyle ve pompalı tüfekle bir polis merkezine kadar yaklaşabilmesi, nöbet noktalarının caydırıcılığını, güvenlik protokollerinin güncelliğini, sistemin güvenilirliğini tekrar gözden geçirmeyi gerektiriyor.
Artık şunu anlamalıyız: Eğer şehitlerimizin önüne geçmek istiyorsak, prosedürü değil, inisiyatifi; korkuyu değil, cesareti; beklemeyi değil, harekete geçmeyi önceleyen bir güvenlik anlayışını tesis etmek zorundayız. Yoksa aynı haberi, aynı acıyı, aynı öfkeyi tekrar tekrar yaşarız.
Şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, acılı ailelerine sabır, yaralı polislerimize acil şifalar diliyorum. Mekanları Cennet olsun.
Yorumlar
Kalan Karakter: