7 Haziran 2012 tarihinde vefat eden, Ülkücü görüşleriyle bilinen, hakkında onlarca mahkemelerde dava açılan ve yargılanan, bütün suçlamalardan beraat eden, hayatında hiç avukat tutmayan, hep kendi kendini savunan ve hiçbir iktidarla barışık olmayan 1985 yılında gazetecilik yapmaya başlayan, Büyük Birlik Partisinin kuruluşunda yer alan, siyasete atılan, sonra da siyasetten ayrılan, kendisine siyasete niçin girip, niçin ayrıldığı sorulduğunda siyasete "Allah rızası için girdiğini, Allah rızası için de ayrıldığını "açık yüreklilikle söyleyen Abdurrahim KARAKOÇ Anadolu insanının sorunlarını hicvederek çok sayıda şiir yazan büyük bir şairimizdir.
Buradan kendisini bir kez daha rahmet ve saygıyla anıyorum. Kabri pir-i Nur, mekanı cennet olsun.
Gelin Karakoç'un "İSYANLI SÜKUT “adlı şiirini hep beraber okuyalım.
Gitmişti makama arz-ı hâl için
Bey dedi, yutkundu, eğdi başını.
Bir azar yedi ki oldu o biçim.
Şey dedi, yutkundu eğdi başını.
Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı
Gözler çakmak çakmak,benzi sapsarı
Bir baktı konağa alttan yukarı
Vay dedi, yutkundu, eğdi başını.
Çekti ayakları kahveye vardı
Açtı tabakasın, sigara sardı
Daldı, eden sonra garsonu gördü
Çay dedi, yutkundu, eğdi başını.
İçmedi, masada unuttu çayı
Kalktı ki garsona vere parayı
Uzattı çakmağı ve sigarayı
Say dedi, yutkundu,eğdi başını.
Döndü,gözlerinde bulgur bulgur yaş
Sandım can evime döktüler ateş
Sordum.memleketin neresi gardaş?
‘Köy’ dedi,yutkundu,eğdi başını.
Yürüdü,kör-topal çıktı şehirden
Ağzına küfürler doldu zehirden
Salladı dilini, vazgeçti birden,
‘Oyyy’ dedi, yutkundu,eğdi başını.
Abdurrahim KARAKOÇ hiciv ve sitem dolu mısralarla yazdığı bu şiirinde bu günlerde de bazen yaşanan devletteki bazı makam sahiplerinin vatandaşlara, eziyet etmesine, tepeden bakmalarına ve horlanmasına dikkat çekmiştir.
Erdoğan geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada vatandaşa Karakoç'un yazdığı gibi millete tepeden bakanlara, milleti kendisine mahkum edenleri isyanlı sükut adlı şiirinde yazdığı gibi muamele yapan bürokratik vesayet odaklarını ve kamu bürokrasisini sert bir dille uyarmıştı.
Bu gün cuma mübarek gün, öncelikle cumanız mübarek olsun.
Kocaeli'nin İzmit İlçesinde, Orhan Mahallesi’nde hâkim bir tepe üzerinde Orhan Beyin oğlu Şehzade Süleyman Paşa tarafından 1332 yılında yaptırılmış tarihi bir cami vardır ve ismide Orhan Camisidir. Bu caminin İzmit'te ayrı bir yeri ve önemi vardır. Halk arasında da protokol camisi olarakta bilinir.
İlimizde protokol ve devlet erkanının bir çoğu fırsat buldukça cuma namazlarını bu camide kılarlar.
Karakoç, isyanlı sükut, bürokratik vesayet, cuma, Orhan Camii, Namaz, "Protokol, derken asıl yazmak istediklerimi nerdeyse kaçıracağım.
Büyük dedem Azerbaycan'ın ,Karabağ Vilayeti, Gence Şehrinden 93 harbi olarak bilinen Osmanlı Rus Savaşı yıllarında Ermenilerin atalarımıza yaptığı zulümler karşısında 1904'lü yıllarda büyük dedem Hicaz'a gider, hac farizasını ifa ettikten sonra dönüşte İstanbul'a geçip, bir cuma günü Yıldız Camisinde Sultan 2. Abdulhamit Han'a cuma selamlığında ulaşarak yaşadıkları eziyetleri arz etmesi neticesinde, Abdülhamit Han'ın atalarıma Anadolu'ya yerleşmeleri için yerleşim yeri göstermesi ile iskan beratı vermesi bir anda aklıma geldi.
Peki nedir bu Osmanlıda ki cuma selamlığı ?
Cuma selamlığı Osmanlı sultanlarının, İstanbul’un fethinden,1924 yılında Hilafet ’in kaldırılmasına kadar geçen 480 sene müddetince her cuma günü düzenli olarak ifa edilen dinî, siyasî ve resmî özellikleri olan bir devlet geleneğidir.
Cuma selamlığıyla ilgili olarak o yıllarda üzerinde durulması gereken en önemli husus şüphesiz halkın dilek ve şikayetlerini şifahi veya yazılı olarak devlet başkanına bizzat ulaştırmasıdır diyebiliriz.
Nitekim İslam amme hukukunda halkın devlet başkanına ulaşabilmesi, şikâyet ve dileklerini doğrudan ona anlatabilmesi, hükümdar-tebaa münasebetleri açısından oldukça önemli bir konuyu teşkil etmektedir.
Ne güzel bir uygulama değil mi, o yıllarda bugünkü gibi teknolojik iletişim araçları ve imkanları yoktu.
Bu gün vatandaşımız sıkıntılarını, şikayetlerini teknolojik imkanların gelişmesiyle yasalarla belirlenmiş çerçevede devlete derdini yazılı olarak ,bazende bizzat ve çeşitli yöntem ve usullerle(CİMER vasıtasıyla)ilgililere ve yetkili makamlara derdini anlatabiliyor.
Fakat bu durum her zaman böyle olmuyor maalesef, Erdoğan'ın dediği gibi bazen vatandaşa tepeden bakan bürokratik vesayet odakları da yok değil. Ankara'da ve İstanbul'da Erdoğan'a bir şekilde ulaşılabiliyor, hiç ulaşamasanız bile Erdoğan'ın cuma günü gittiği camide, kendine ulaşılıp mektup yada sözlü olarak korumaları ve danışmanlarına konuları aktarılabiliyor.
Hal böyleyken taşrada maalesef durum bazen böyle olmuyor. Bazı özel ve mühim hususlarda devlet erkanına özel olarak ulaşmak isterseniz, bu mümkün olmayabiliyor. Randevu talep ettiğinizde, randevu verilmiyor,bir anda devletin soğuk yüzüyle ve çeşitli mazeretlerle görüşme istekleriniz geri çevrilebiliyor.
Atanmış ve seçilmişler de durum böyleyken STK'lar ve yarı kamu tüzel kişilik sayılan (oda ve borsalarda) kurum ve kuruluşlarda durum nasıl, oralarda da seçilmişliğin ve sayısal çoğunluğun verdiği özgüvenle üyelerine tepeden bakan ,oligarşik yapılanmalar ve öyle oligarklar vardır ki ,bunlar devleteki bürokratik vesayete taş çıkartan cinsten ve nevi şahsına münhasır kişiliklerdir.
Onlardan bazıları, kraldan daha fazla kralcılardır.
Malumuz seçim propaganda dönemlerinde Belediye Başkan adayları cep telefon numaralarını duyurarak, seçildikleri takdirde bu telefonlardan halkın 7/24 kendilerine ulaşabileceklerini deklere ederler.
Ben bu konuyla ilgili 29 Mayıs 2024 tarihinde bir sosyal deney yapayım bakayım , adayların halka seçim öncesi verdikleri telefonlardan gerçekten ulaşılabiliyor mu, durum seçim öncesi denildiği gibi doğrumudur diye önce Fatma Başkanı akabinde de, Tahir Başkanı cep telefonundan aradım.
Fatma başkan' bende bulunan aradığım telefona hiç çıkmadı, belki de müsait değildi bilemem, ama telefona bir başkası da çıkmadı, bu saate kadar da ne kendisi ,ne de bir başkası tarafından dönüşte yapılmadı. Bugün Cuma olmasa idi İzmit Belediyesinin Halk Buluşmaları adlı programına gidip, bu konuyu bizzat Fatma Başkan'a aktaracaktım.
Neyse Fatma Başkandan cevap alamayınca Bu sefer Tahir Başkanı telefonla aradım, telefona direkt Tahir başkan çıktı, ben şaşırdım kaldım.
Tahir Başkanla 4 dakika görüştüm ve kendisine bazı konularda teşekkür ettikten sonra görüşmeyi sonlandırdık.
Sosyal deney bu kadar, başkaca bir yorum yapmama gerek yok, takdir sizlerin.
Tahir Başkanı ben 2017 yılında Genel Sekreter yardımcılığından beri tanırım, şimdilerde kendisiyle dünyevi konularda ve siyaset usul ve yöntemleri konusunda farklı düşünmemize rağmen ben kişisel olarak onu seviyor ve sayıyorum.
Kişileri seversiniz veya sevmesisiniz ama makamlara saygı duymak zorundayız.
Ben makamlara saygı duyuyorum.
Benim gözümde Tahir Başkan her şeyden önce bu kentin Şehremini'sidir. Kendisi AKP içinde Kocaeli vilayetinde belirleyici bir role sahiptir ve bu durumda herkes tarafından bilinmektedir.
Teşbihte hata olmasın Tahir Başkandan habersiz Kocaeli Vilayet sınırları içerisinde kuş uçmaz ve hatta uçamaz.
Yaptığım sosyal deneyde olduğu gibi Tahir Başkanımı bir kez daha kutluyor ve bu uygulamaların diğer belediye başkanlarına, devlet erkanına ve yarı kamu tüzel kişilikler ile STK'lara örnek olmasını temenni ediyorum.
Sağlıkla kalın ve ulaşılabilir olun.
Yorumlar
Kalan Karakter: