Yaklaşık bir yıldır çeşitli internet gazetelerinde dilimizin döndüğü kadarıyla köşe yazılarımla sizlerle birlikte oluyorum.
Köşe yazılarım da düşünce ve fikir özgürlüğü kapsamında toplumsal sorunlar,hukuksuzluklar, yanlışlıklar ve özellikle FETÖ örgütü gibi şer odakları ile ilgili konulara dikkat çekiyor ve yorumlamaya çalışıyorum.
Bu güne kadar yazılarımda geçen konularla ilgili ne şahsıma,nede yazı yazdığım gazetelere tekzip gönderilmedi ve yazdıklarımın da hiç biri yalanlanmadı.
Bir kaç önce 15 Mayıs 2024 tarihinde abdpost.com gazetesinde "NE OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ? ,kocaelihürkuş gazetesinde ise "KİM BU KOCAELİ'DEKİ METÖCÜLER?" başlıklarıyla yayınlanan köşe yazılarımla ilgili bir emniyet mensubunun savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu öğreninceye kadar kimse yazılarıma bir tepki vermemişti.
Hakkımda ki iddiaları ve kendisini kastettiğimi düşünen emniyet mensubunun dilekçesi ve ekindeki belgeleri görünce kendisiyle ilgili de bilmediğim bir çok konuya da istemeden vakıf oldum.
Dilekçesinde yazdığı beyanları ve ifadesini görünce beni bir gülme tuttu,sormayın gitsin, ben 14 Mayıs 2024 tarihindeki yazımda Ankarada'ki Ayhan Bora Kaplan olayında ismi geçen ve menzilci olduğu iddia edilen polis müdürleri ile ilgili bir FETÖ gitti,şimdi de METÖ mü geldi diyerek devlette bu tür yapılanmalara asla müsade edilmemesi gerçeğine dikkat çekmiştim.
15 Mayıs'ta ise bu yazıma atıf yaparak Ankara örneğinde olduğu gibi İzmitte halk arasında bu neviden polis müdürlerinden bahsedildiğini kimsenin ismini belirtmeden ve kimseyi kastetmeden,hakaret etmeden tamamen genel bir değerlendirme yapmıştım.
Ne var bunda gocunacak bir şey yok, isim yok,hakaret yok.
15 Mayısta yayınlanan yazımda kendisini kastettiğimi düşünen oturmuşluğum ve kalkmışlığım olmayan bir Emniyet Müdürünün şikayeti sebebiyle dün gittik Savcılığa ifademizi verdik.
Hala iddia ediyorum ben bu yazıda isim belirtmemişim,kimseyi ismen suçlamamışım.Niye bu kadar alınganlık gösterdi ,üzerine alındı diye düşünmekten de kendimi bir türlü alıkoyamıyorum.
Demek ki dedim bir şeyler var ki "İNCİNDİ." Ateş olmayan yerden duman çıkmazmış,misali "yarası olan gocunur "diyerek gülüp geçtim.
Şimdilik beni şikayet eden kimdir? Nedir? necidir diye bir şey sormayın.Çünkü konu yargıya intikal etti. Şimdiden bir şeyler söylemek için erken.
Belki Emniyet Genel Müdürlüğünün göndereceği Polis Müfettişleri tarafından da adı geçen kişinin mutlaka araştırılacağını tahmin ediyorum.
Gerçekler elbette gün yüzüne çıkacaktır.
Alınganlık gösteren o Emniyet Müdürü kardeşimizde samimi olarak söylüyorum inşallah FETÖ ve FETÖCÜLERLE geçmişte ve şimdilerde bir bağlantısı ortaya çıkmaz da kendi kendini bıraktığı bu töhmetten kendisini inşallah kurtarır diyorum.
Savcılığa benimle ilgili suç duyusunda bulunan İNCİNMİŞ ve kendini kastettiğimi zanneten, niyet okuyucu Emniyet Müdürü ilede bir derdim ve husumetim yok.
Yazdıklarımın arkasındayım.
Beni şikayet ettiği için her hangi bir kızgınlığım ve kırgınlığım yoktur.
Benim derdim kişi yada kişiler değildir.
Benim derdim FETÖCÜLER ve METÖCÜLERDİR.
Yazılarımdan kendilerine pay çıkartanlar gitsin savcılığa suç duyusunda bulunsunlar diyorum.
Adaletin kestiği parmak acımaz.
Yazıma son vermeden şunu da yazmazsam içime DERT olur.
Beni şikayet eden emniyet mensubu kişinin dilekçesini ilk okuduğumda "Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler"miş misali kıpti(yiğit) mertliğini anlatırken hırsızlığını söylermiş sözü aklıma geldi ve beni bir gülme krizi tuttu ki ,aklıma geldikçe kendini zor durumda bırakacak ifadeleri düşündüğümde gülmekten kendimi alamıyorum.
Bakalım ne çıkacak,neticesini siz değerli okurlarımla adli ve idari süreç sonuçlandığında paylaşacağım.
Bekleyelim, görelim .
Hayata hep gülümseyin.
Mevlam neylerse güzel eyler.
İyi hafta sonları
Yorumlar
Kalan Karakter: