Gerçek dostlar iyi günde davete icabet eder, kötü günde ise davetsiz gelirlermiş. Davete icabet sünnettendir diye bir söz vardır. Bu bağlamda davetlere icabet etmek nezakettendir, mazereti olup ta davete katılamayacağını bildirmek ise asalettendir diyebiliriz.
Bir kişi, davet edildiği veçhile şartlar ve imkanlar ölçüsünde müsait ise davete icabet etmeli, ancak müsait değil ve mazereti varsa davete icabet edemeyeceğini bildirmesi nezaketli bir davranıştır. Bir kişi hatırı sayılmış ve bir yere davet edilmişse, o insan da davet edenin hatırını saymalı ve herhangi bir mazereti yoksa davete icabet etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Geçtiğimiz günlerde Kocaeli Emlak Müşavirleri Derneği olarak "Emlak Sektöründe Değerlemenin Önemi" konulu önemli bir etkinliğe imza attık. Kocaeli yerelde sektörün duayenlerini, sözde abilerini, İzmit Kent Merkezi Ticari Dayanışma Derneği, Emlak Klübü,Ticari Gayrimenkul Derneği ile TÜGEM, TEDB gibi STK'ların Kocaeli Temsilcilerini ve doğal olarakta üyesi olduğumuz Kocaeli Emlakçılar Odası (KEO) yetkililerini hiç bir ayrım gözetmeksizin etkinliğimize bizzat, telefonla, resmi yazıyla, vede mesajla davet ettik.Ticari Gayrimenkul Derneği dışında hiç biri davetimize icabet etmediği gibi, hiç bir şekilde cevap vermek lütfunda bile bulunmadılar.
Onlar geleneksel STK faaliyeti yürütüyor, biz ise izzet ve ikbal beklentisi olmadan yerli ve milli bir anlayışla bu mesleğe nasıl saygınlık kazandırabiliriz noktasında ağırlıklı akademik ve eğitim faaliyetleri yürütüyoruz. Bizim önceliğimiz mesleğe saygınlık kazandırmak noktasında ağırlıklı eğitim faaliyetleri, onların önceliği ise daha çok reklam, satış ve pazarlama faaliyetleri ile boğazda yat gezileri, kupa verme, ayın, yılın ciro ve işlem birincilerini seçme derdindeler.
Şu gerçeği unutmamak gerek, herkesin bir kapasitesi vardır. İnsanlar bir yerlere kolay gelmiyor, kimileri ahbap çavuş ilişkileri, kimileri başka yöntemlerle bir yerlere geliyor. Biz kimsenin rakibi veya karşılığı değiliz. Belediyelerden nemalanmıyoruz. Biz sektörde nasıl bir farkındalık oluşturabilirizonun derdindeyiz.
Gündelik hayatımızda cep telefonları hayatımıza öylesine girmişki, olmaz sa olmazlarımız arasında ilk sıradadır. Gün içerisinde çok sayıda kişiyi telefon ile arar ve görüşürüz. Aradığımız kişi cevap vermez, siz meşgul diye düşünür telefonu kapatırsınız, beklersiniz ki dönüş yapar diye, fakat bir türlü aramaz, mesaj çekersiniz, defalarca ararsınız, heyhat bir türlü çağrınızı cevaplamaz, WhatsApss mesajlarını görür ve cevap vermez. Aradan bir kaç gün geçer size bir türlü dönüş yapmaz, sonrasında bir gün karşılaştığınızda aradığınızı hatırlatırsınız, incindiğinizi hissettirirsiniz, hemen size " inan öyle yoğundum ki, unutmuşum, telefonu sessize almışım, duymamışım," gibilerinden o meşhur bahaneleri sıralamaya başlarlar.
Ne gariptir elimizden hiç düşürmediğimiz telefona bir türlü bakmaya vakit bulamaz. WhatsApss gruplarında bülbül kesilir, sanal ortamda gönderilerine yapılan hiç bir yorumu cevapsız bırakmaz, her şeye vakit bulur, ama size dönüş yapmaya bir türlü vakit bulamaz. Dürüstçe " evet aradın ama seninle konuşasım yoktu, açmadım, yada içimden seni aramak gelmedi" diyemez. Böyle durumlarda aradığınız kişi çok yoğundum yalanına sığınıp vaziyeti kurtarmaya çalışır, sizde buna inanırsınız öyle mi?
Yoğunluk diye bir şey yoktur, öncelikler vardır. İnsanlığa, dostluğa sevgiye ayrılacak zaman her daim vardır. Ezcümle davetlere ve cevapsız çağrılara kayıtsız kaldığınızda bir gün gelir telefonunuz çalmaz olur ve işiniz gereği o kişiyi bir gün aramak durumunda kalırsanız o kişinin yoğunluğuna denk gelir ve meşgule atılırsınız. Bilmem anlatabildim mi?
Bu bağlamda davetimize katılıp, etkinliğimize katılma nezaketi ile mazereti olup, katılamayan gönül dostlarıma teşekkür ediyor, selam ve saygılarımı sunuyorum.
Saygı ve sevgiyle kalın...
Yorumlar
Kalan Karakter: